Yeni kovalamacalara San Francisco!

1998’de çıktığında ilk Driver belki de o zamanlar oyunun bizler için bir efsane olacağını bilmeyen bir ekip tarafından yapılmıştı. Zamanın bol paçalı dedektiflerin sokaklarda suçlu kovaladığı Amerikan filmeriyle büyüyen bizler için çok çekiciydi. Ama çok zordu oyun! Daha eğitim görevindeki garajda saatlerce takılıp kalınca, Driver’dan da, direksiyonu olan diğer her şeyden de soğuduk. Taa ki 5-6 yıl önce çıkan Driver 3’e kadar. İstanbul’da geçiyor olması aklımızı çelmişti, ama oyun o kadar sefilce yapılmıştı ki! Oyun içi yapılan ara videoda yapay zekâ hatası nasıl olurdu? Tanner ve ortağı az önceki görevin değerlendirmesini yaparken arabayı zbam diye koca binaya gömebiliyor ve hiç bir şey olmamış gibi konuşmaya devam ediyorlardı! 

 

BUNDAN DA İŞ ÇIKMAZ DEDİK
İşte bu yüzden, beşinci oyun olan San Francisco hakkında pek umudumuz yoktu.

Bu oyunda, önceki oyunları bilmeseniz bile hikâyeyi takip etmekte hiç güçlük çekmiyorsunuz. Birçok karakter aynı ama yine de sıfırdan tanıştırılıyoruz hepsiyle. O yüzden bu sanki ilk oyunmuş gibi yapabilirsiniz, Tanner ve Jericho arasındaki oyunlardır süren husumeti bilmeniz gerekmiyor. Ki zaten Driver 3’te her ikisi de İstanbul’da bir hastanede ölmek üzereydi, o ne oldu hiç belli değil… Neyse.

 

Driver_San_Francisco

 

John Tanner azılı suçlu Charles Jericho’yu en sonunda yakalamıştır. Ama demir parmaklıklar da Jericho’yu içerde tutamaz ve dış mihrakların da yardımıyla kaçar. Kaçarken de Tanner’ın arabasına onun oturduğu taraftan çarpıp adamı komaya sokar. Komaya girmesi Tanner’a yarar, çünkü komadayken duyduğu radyo, TV haberleri ve gördüğü sanrılar yardımıyla bilinçaltı Jericho’nun hapisten kaçtıktan sonra neler yaptığını çözmeye çalışmaktadır. Ve rüya aleminde olduğu için müthiş bir güç kazanır: Arabadan arabaya uçmak. Tanner dilediği anda, dilediği aracın şoförünün içine girebilme yeteneği kazanır rüyasında. Kulağa ilk başta saçma gelen hikâye ve yetenek, hiçbir araba oyununda şimdiye kadar görmediğimiz ilginçlikte bir oynanışın kapılarını aralar.

Hikâye ve kurgu size saçma gelse de, öyle düşünmeyin.  Bu oyunun hikâyesine “çok salak, çok saçma” diyenler, Jacob’s Ladder, Stay ve hatta The Fountain gibi mükemmel filmleri de izlerken “ne kadar saçma” demişler midir? Oyunlar söz konusu olduğunda her şey gerçek dünyaya endeksli olmak zorunda hiç değil. Bu yüzden, yeni bir şey deneme cesaretini gösteren Reflections’a minnettarız. 

 

HEM HAYAL HEM GERÇEK
Bu oyunda en can alıcı şey, araba sürüşünün hem gerçekçi, hem de eğlenceli olması. Gerçekçilik önceki oyunlara göre azaltılmış ama eğlence tavan yapmış. Arabanızı sürmeye başladığınızda ilk fark edeceğiniz şey, yolların böyle geniş geniş, yayla gibi oluşu. Arabalar da GTA 4’tekinden en az %50 daha büyük gözüküyorlar haliyle. Çok keyifli oluyor araç sürmesi. Virajlarda mutlaka girişte hız kesip çıkışta gaz vererek ilerlemelisiniz, yoksa uçup gidiyorsunuz.

Oyun başladıktan birkaç bölüm sonra tüm mekanikler açılmaya başlıyor. Tanner araba değiştirme (Shift) yeteneğini kazandıktan sonra, şehri kuşbakışı görebiliyorsunuz. Yapabileceğiniz tonla görev var. Bunlar Tanner’ın ana hikâye görevleri, şehir görevleri (hikâye görevlerini açmak için gerekiyorlar), "dare" görevleri (zorlu bir amacı yerine getirmeniz gerekiyor) ve challenge’lar (daha da zorlu görevler). Bu görevlerin içinde düz yarıştan 150 metre uçmaya, ters şeritte 20 saniye 180 basmak gibi gayet normal görevler var. Bir de oyundaki shift mekaniğinin getirdiği manyak ötesi görevler var.
Peki görevleri yapmak size ne kazandıracak? Sarıyla işaretli görevleri yapmak, ana hikâye görevinin açılmasını sağladığı gibi şehir trafiğine yeni araçlar katıyor ve size willpower (irade gücü) kazandırıyor. İrade gücü bu oyunda aslında para demek. Onu kullanarak şehir trafiğine yeni arabalar katabiliyor, yeni garajlar satın alabiliyor, hatta Tanner’ın kazanacağı başka özel güçleri daha da geliştirebiliyorsunuz.

Bu araba ve garaj alma mekaniği Assassin's Creed 2’deki şehir geliştirme sistemine benzemiş biraz: Her 20 dakikada bir otomatikman willpower (WP) kazanıyorsunuz. Ne kadar çok araba açar, ne kadar garaj alırsanız o kadar çok irade gücü. Ayrıca araba sürerken yaptığınız her şey de size WP kazandırıyor. Ters yönde hızla gitmek, drift yapmak, uçmak gibi tehlikeli atraksiyonlar daha da fazla.

Peki şehirdeki her arabaya istediğiniz gibi girebiliyorken neden parayla araba alasınız ki? Çünkü her göreve uygun arabayı her zaman bulamayabiliyorsunuz. Sağlam veya hızlı bir araba gereken görevlere alakasız bir araçla giderseniz, kazanmanız imkansız.

 

 Driver_San_Francisco[editor: Ki kazanmak için bunlara altınızdaki en uygun arabayı bulmak için çılgın gibi uğraşacaksınız, çünkü challenge’lardaki başarı (veya başarısızlığınızla) PSN üzerinden tüm dünyadaki oyuncularla yarışıyorsunuz.] 

 

DELİ DİVANE BİR KAHRAMAN
Normalde gayet ketum bir kişi olan Tanner, bu yeteneğine alıştıktan sonra kısa sürede zevkten kafayı yiyor! Resmen aksiyonu seven adam moduna giriyor ve oyun bu noktada çok komik ve eğlenceli bir hal alıyor. Göreviniz gereği bir arabaya girdiğinizde genellikle yanınızda bir yolcu oluyor ve çoğunlukla Tanner bir diyalogun tam ortasına dalıyor. Kafasına göre bir şekilde devam ettirdiği için diyalogu, oldukça komik durumlar çıkıyor ortaya, bazen saçmalıyor, bazen de iyice cıvıtıyor. Mesela bir görevde girdiğimiz bir arabada yeni evli bir çift vardı, Tanner yanındaki kıza “sevgilim, sana hiç söylemedim ama ben hep bir tırın altına girmek istemişimdir” deyip hakikaten de öyle yapınca yandaki kızın tepkileri karşısında yarım yarım yarılıyorduk. Velhasıl, bir Driver oyununun komik olmasını beklemezsiniz, komik olursa da batırırlar dersiniz normalde, ama oyunun mizah kısmı da oldukça başarılı.

Arabayla aklınıza gelebilecek tüm (ve asla gelmeyecek bazı) aksiyonlara giriyorsunuz. Mesela bir görevde bomba imha ekibi olarak 3 dakika sonra patlayacak bir bombanın olduğu mekana yetişmeye çalışıyorsunuz. Başka bir görevde, o bombayı güvenli bir yere taşıyan polis tırı oluyorsunuz, ancak sorun şu ki, bombacı sizin tırı da tuzaklamış ve 60 milin altına düşerseniz havaya uçacaksınız. Peki ne yapıyorsunuz? Tırı şehirden uzak bir yere sağ salim ulaştırdıktan sonra, boyu alçak olan bir arabanın kontrolünü alıyor ve park etmiş tırın altına arabayı sokup bombayı etkisiz hale getiriyorsunuz.

Bir diğer bölümde ise 4 kişilik bir yarışa dahil oluyorsunuz. Baba/kız ayrı arabalarda 1. ve 2. gelmek zorundalar. Evet, iki arabayı da siz kullanıyorsunuz. Tabii siz bir arabada değilken yapay zekâ devralıyor direksiyonu, gayet de düzgün sürüyor. Ama hız yapmak ve geçmek konusunda sizin kadar iyi değiller. Ancak kaza yaptığınızda veya ters döndüğünüzde ekürinizin arabasına geçerseniz, kaza yapan araba daha çabuk dahil oluyor yarışa.

Bu arabadan “içine Tanner kaçması” mekaniğinin çok eğlenceli bir kullanım şekli var: Hepimizin tüm yarış oyunlarında en bir kez yaptığı bir şeydir, yarış başlar başlamaz herkes basar gider, bizse U dönüşü yapıp ters istikamette gitmeye başlarız. Ekranın ortasındaki devasa “WRONG WAY!” yazısından arta kalan bölgeye bakıp biraz sonra göbekten dalacağımız normal yarışçıların hayaliyle… Ama tabii bu durumda yarışı kazanmak ve oyunda ilerlemek hayal olur. Peki ya o tersten giden siz olmazsanız? Evet, Driver bunu başarmış. Diyelim bir yarışta sonuncusunuz veya mafyanın adamları arkanızdan delicesine geliyor. Ne yapacaksınız? Tabii ki 200 metre ötede, karşı şeritten son sürat gelen bir arabaya dalacak ve size sıkıntı veren ilk arabaya palas pandıras dalacaksınız! Bu o kadar ayıp ama o kadar tatmin edici bir olay ki, daha önce hiçbir araba oyununda görmediğimize yanarım. Şahane bir şekilde yapmış işte adamlar!

Bu karşı şerit olayının ayyuka çıktığı bir durum ise, Shift-Protection görevleri. Korumanız gereken bir araca şehrin her yanından kötü adamlar yaklaşmaktadır, bunları arabadan şehir görüntüsüne çıkıp görebiliyorsunuz. Ve destek ekipleri gelene kadar bu kadar suçluyu nasıl ve hangi sırayla durduracağınızın hesabını yapmanız gerekiyor. 

Driver_San_Francisco

 

YÜRÜMEK YOK
Çok şükür ki bu kez oyunda arabadan inmek yok. Driver 2 ve 3’ün en sorunlu kısımlarıydı tabanvay ve çatışma bölümleri. Çok doğru bir kararla çatışma, koşma, tırmanma gibi meseleleri işin ustası olan GTA'ya bırakmış Reflections ekibi. Haliyle araba sürüşüne abanmışlar. Ve adamlar bir şekilde içinde silahlı çatışma, yemek yeme, spor salonuna gitme fonksiyonları olmayan, sırf sürüş üzerine gayet eğlenceli bir oyun yapmayı başarmışlar.

 

 

Oyunun grafikleri ne çok süper, ne de kötü. Grafikleri tanımlamak için söyleyebileceğimiz tek şey, “çok rahat” oldukları. Şehir görevini yapıyor, yayalar da öyle. Ama arabalar daha bir özenle hazırlanmış, olması gerektiği gibi. Grafiklerin parladığı yer ara videolar, karakterlerin yüzleri ve mimikleri çok gerçekçi olmuş.

60 ve 70’lerin funky, gevrek gitar melodili müziklerinden Rage Against The Machine gibi modern gaza getiricilere kadar, genel olarak müzikler çok başarılı seçilmiş. Seslendirme ve efektleri ise zaten övmüştük buralarda bir yerde.

Sonuç olarak Driver San Francisco, Pitfall’dan beri “araba arabayı takip eder” fikrinden sapamamış olan araba kullandığımız oyunlara yepyeni bir mekaniği başarıyla getirmiş, oynaması son derece eğlenceli, insanı tatmin eden bir oyun olmuş. Sırf araba kullanmak uzun sürelerde sıkıyor insanı ve bazı görevler biraz fazla tekrarlanmış… Ancak yıllardan ve yollardan sonra, yeniden mutlaka oynanması gereken bir oyun haline gelmiş Driver.

programattik