Yeni bir Fall Out'mu?

id Software’in FPS oyunlarındaki ustalığı su götürmezdi, OpenGL tabanlı yeni id Tech 5 motorunun üstüne bir de Electronic Arts ile işbirliğinin eklenmesi kalitenin garantisi demekti. Fakat ne zaman ki yayıncının EA değil de Bethesda Softworks olacağı duyuruldu, o zaman içimize bir kurt düşüverdi. Ucunda kıyısında bile olsa bir oyunda Bethesda ibaresi geçmesi o oyunun zekice düşünülmüş ince detaylar ve daha önce denenmemiş fikirler içereceğine işaretti. Diğer yandan bu güzelliklere saç baş yolduran teknik aksaklıkların da eşlik etmesi hiçbir “Bethesda-zede”yi şaşırtmayacaktı. 
 


[editor:Piyasada hepi topu iki ekran kartı üreticisi varken oyunun grafik optimizasyonunu eline yüzüne bulaştıran yapımcıya kızmakta çok haklı oyuncular. Bir oyunun Nvidia ile çalışıp da ATI’ye kök söktürmesi gerçekten saçma. Böyle bir saçmalık yüzünden bazı oyuncuların Rage’in muhteşem dünyasından mahrum kalması ise çok acı…]


Rage'i seven Ati'sine katlanır

 

Kıyamet sonrası bir dünyayı anlatıyor Rage. Daha ilk bakışta bir Mad Max havası seziyorsunuz . Film dünyasının yanında Fallout gibi oyunlardan da kuvvetli çağrışımlar taşıyor Rage. Hatta bir adım ileri gidip yarış bölümlerinde Motorstorm ve Burnout izlerine rastladığımı söyleyebiliriz.

2029 yılında dünyaya bir göktaşı çarpmış. Bu felaketin öncesinde Eden Project isimli bir uluslararası girişim kapsamında, mühürlü sığınaklarda, staz halinde derin bir uykuya yatırılan seçilmiş insanlardan biriyiz.

İsmimiz Teğmen Nicholas Raine ve 106 yıllık uykumuzun ardından nihayet uyanıyoruz. Oyunun geçtiği yıl da bu durumda 2135 oluyor. Adımımızı attığımız topraklar, kıyametin ardından tamamen harap olmuş vahşi bir dünyaya ait.

Bu dünya, keşfi seven oyuncular için dikkati ödüllendiren, baştan çıkarıcı bir zenginliğe sahip. Eğer bir aksiyon oyunundan tek beklentiniz tetiğe basmak ve hedefin düştüğünü görmek değilse Rage yolculuğunuzun çok renkli geçeceğinden emin olabilirsiniz. Çökmüş otobanların kalıntıları, endüstriyel binaların yıkıntıları ve kumtaşı kanyonlarının uçurumları arasındaki gezintinizde birçok sanatsal dokunuş okşayacak gözlerinizi. Nice kült oyuna yapılmış ince atıflar takılacak çakıl taşları gibi ayağınıza. 

 

Rage

 

Rage dünyasını keşfetmek çok zevkli olsa da aynı yorumu oyunumuzun hikâye akışı konusunda yapmak zor. Sonlara doğru biraz klişe bir hal almaya başlasa da hikâyenin hafife alınır yanı yok aslında. Sorun, Rage’in oyuncuyu senaryonun içine çekebilmek için yeterince emek sarf etmemesinde yatıyor. Örnekleyelim… 106 yıl uyumuşuz, kapsülün içinden çıkar çıkmaz ilk gördükleri yerde daha hoş geldin demeden burnumuza görevler dayanıveriyor. Siz kimsiniz, burası nere diye soramadan kendinizi arazide, tozun toprağın ortasında buluyorsunuz. Hikâyenin kalanı da böyle “apar topar” akıyor. Oysa daha güçlü bir anlatım oyuncunun senaryoyla etkileşimini artırıp rolüyle bütünleşmesini sağlayabilirdi. Bu da hem dünyayı daha ilgi çekici hale getirir, hem de verdiğimiz savaşa daha fazla anlam kazandırabilirdi.

Her şeye rağmen sizi araştırmaya davet eden çok çekici bir dünya var ekranın ardında. Öyle çekici ki yer yer keşke daha da zengin olsaydı, keşke ana yoldan sapıp takip edebileceğim daha fazla patika sunsaydı diye hayıflanmanıza yol açıyor. 

 

Wasteland

 

Rage’in yıkılmış bir dünyayı resmedişindeki artistik ustalık övgüye değer. Dar kanyonların arasında kıvrılan toprak yolları teperken gözümüze çarpan her çevresel öğe özenle işlenmiş. Karşılaştığınız insanların yüz ifadelerindeki gerçeklik sizi onlarla konuşmaya ve daha fazlasını öğrenmeye teşvik ediyor.

Bazı yerlerde doku detayları tutarsız; oyunun standart kalitesinin altında kalmış, sanki “bu da nazarlık olsun” diye bilerek eksik bırakılmış gibi… Dünyanın geniş manzarası her daim ağzınızı açık bırakacak kadar büyüleyici, fakat yakından baktığınızda bazı yüzeylerin yeterince detaylandırılmamış olması o büyüyü bozuyor biraz.

Tanıştığınız karakterlerse hem genel tasarımlarıyla, hem seslendirmeleriyle, hem de yüz ifadelerinin başarılı animasyonuyla ilginizi çekmeyi başarıyor. Size var olduğunuzu tam anlamıyla hissettiremiyorlar belki ama siz onların var olduklarını hissediyor ve onlarla etkileşime girmekten zevk alıyorsunuz. 

Etkileşim, iletişim, dünya halkalarının kardeşliği falan güzel tabii fakat Rage’e hâkim olan Wasteland dekorunun tamamen dost canlısı olduğu söylenemez. Felaket sonrası hayatta kalmayı başarmış insanlar tarafından kurulan korunaklı yerleşimlerin dışına adım attığınızda sizi karınca kolonisi gibi haydut sürüleri karşılıyor. Her topluluğun kendine has bir görüntüsü, savaş taktiği, hatta kendi karargâhına ait bir mimari stili oluyor. Bu karargâhlarda gözlemci bir bakış açısıyla dolaşırsanız klanların yaşayış tarzları hakkında bol bol ipucu elde edebilirsiniz. Tabii sağ olsunlar, eşkıya kardeşlerimiz inlerinde elimizi kolumuzu sallaya sallaya dolaşmamıza pek de izin vermiyorlar. Mendeburlar gayet isabetli ateş ettikleri yetmezmiş gibi siperleri de ustaca kullanıyorlar.

Haydutların dışında bir de mutantlar var ki onların sizi delik deşik edip afiyetle yemek haricinde bir tarza sahip oldukları söylenemez. Siper kaygısı da taşımadıklarından size tepeleme girişiyorlar fakat belirli bir mesafeden üzerinize koşuyorlarsa açtığınız ateşten sıyrılmak için şaşırtıcı manevralara başvurabiliyorlar. Olmayacak yerden beklenmedik zamanda fırlayıp çığıra çığıra üzerinize saldırıyorlar. Aman dikkat! 

 

Savaş zamanı

 

Sadece düşmanlarınız değil çevreniz konusunda da gözünüz açık olsun. Etrafta rastlayıp da cebinize atmaya tenezzül etmeyeceğiniz çerçöp kategorisindeki bazı malzemeler aslında en az bir sandıkta bulduğunuz silah ya da bir düşmanın üzerinden topladığınız cephane kadar önem taşıyor. Ele geçireceğiniz üretim şemaları sayesinde bu malzemeleri birleştirip hayatınızı çok kolaylaştıracak eşyalar (minik bir robot müttefik mesela) imal edebiliyorsunuz. Bu eşyalar asla canlı çıkamayacağınızı düşündüğünüz en umutsuz çatışmalarda imdadınıza yetişebiliyor.  

Oyunun çatışma mekanikleri gerçekten çok sağlam. Pek çığır açıcı olmasalar da Rage’in cephaneliğindeki silahların hepsinin kendine özgü bir ağırlığı ve vuruş hissi var. Aslında bu silahlara ait mermi tipleri silahların kendilerinden daha ilginç olabiliyor. Bazı mermiler çok fesat mesela, üzerlerinde zaman ayarlı patlayıcı var. Bunu yiyen düşman az sonra havaya uçacağını anlayıp çaresizce çırpınmaya başlıyor, fakat ne fayda... Bum! Hedefe elektrik şoku veren oklarınızdan birini birkaç düşmanın ayakları dibindeki su birikintisine isabet ettirin bakalım, neler oluyor? Ya da kısa bir süreliğine karşınızdaki muhafızın zihnini ele geçirmenizi sağlayacak cephaneler yükleyelim silahınıza? Daha fazlasını yazıp oyunun sürprizlerini açık etmeyelim ama şunu belirtelim ki siz bu çeşitlilik içinden karşınızdaki düşmanın tipine ya da oyun tarzınıza göre seçim yaptıkça Rage stratejik bir derinlik kazanmaya başlıyor.

Kolay veya zor, söz konusu ölmek olunca Rage’in figüranları gerçekten rollerinin hakkını veriyorlar. Ateşlediğiniz merminin vücutlarında isabet ettiği yere göre sendeliyorlar ve aldıkları yaranın derecesine göre küfürleri sertleşiyor. Kiminin savaşırken kolu ya da bacağı kopuyor, kimisi ölümcül bir yara alıp yerlerde sürünmeye başladığı halde hâlâ silahını doğrultup sizi temizlemenin peşinde.  

 

Rage

 

Benzin bedava nasılsa

 

Rage dünyasında, araç sürüş beceriniz de en az silahlı dövüş yeteneğiniz kadar önem taşıyor çünkü zamanınızın hatırı sayılır bir kısmı dört tekerlek üzerinde geçiyor. Bu araçları oyunun muhteşem resmedilmiş çorak topraklarında kullanmak hem seyir hem de sürüş keyfi sağlıyor. Sizi takip edip sıkıştıran haydutlarla gerek hareket halinde sıcak çatışmaya girmek gerekse aracınızla çarparak devre dışı bırakmak oldukça zevkli. Düşmanın yağdırdığı mermilerle kevgire dönen dörtçekeriniz patlama noktasına geldiğinde ya da aracınız içinden çıkamayacağınız bir yere düşüp sıkıştığında bir çekici çağırıp makul bir ücret karşılığı kendinizi en yakın yerleşim birimine atmanız mümkün.

Aracınızı geliştirmek ya da yeni bir modeli mi denemek istiyorsunuz? Eğer tek kişilik oyundaki rakipler ile yarışmak sizi yeterince zorlamıyorsa online arenalara da bekliyoruz.

Oyunun Road Rage isimli çevrimiçi bileşeni en fazla dört katılımcıya izin veren yarışlardan oluşuyor. Bu yarışlarda bazen tek amacımız rakiplerimizi hurdaya çevirmek iken bazen de düşmüş meteorları toplayıp skor yapmaya çalışıyoruz. Seviye atladıkça açabildiğimiz araç ve silahlar yeterince çeşitli olsalar da modların yapısı biraz sığ kaldığından çevrimiçi rekabet bir süre sonra sıkabiliyor. Ayrıca yanımıza bir arkadaşımızı katıp oynayabileceğimiz co-op görevler var.

Bugünlerde 18 saatinizi hakkını vererek işgal edecek bir aksiyon oyunu bulmak zor gerçekten. Rage’in oyun deneyiminizi her telden her dilden çeşitlendiriyor olması da cabası. Bileği kuvvetli bir FPS olmasının yanında formülü bir de yarış oyunu bileşeni içeriyor. Size bir envanter ve bir yağmalama (looting) sistemi sunması, hem aracınızı hem de silahlarınızı istediğiniz gibi özelleştirmenize izin vermesi gibi RYO türünden yaklaşımlar da barındırıyor Rage.

 

Rage

 

 

Bugünlerde renkli, heyecanlı ve harcadığınız zamana değecek bir macera peşindeyseniz canlanan oyun piyasası birçok alternatif sunacaktır size. Fakat gelecek için bir yatırım yapmak istiyorsanız Rage’i alıp bir kapsüle koymanız ve emin bir yere gömmeniz gerekecek. Zira 2135 senesini daha iyi anlatan bir oyun, o güne kadar geçecek tamı tamına 124 yıl boyunca büyük bir ihtimalle karşınıza çıkmayacak.

İLGİLİ ÜRÜNLER

29,00 TL
Türk Telekom internet müşterilerine özel
2,42 TL x 12 ay taksitle!
programattik