Transformers: Fall of Cybertron İnceleme

Oyuncular arasındaki sohbetlerde konuşulanlar arasında önemli bir yer kaplar “evren” ler. Oyunların ve filmlerin kendilerine ait evrenleri, birçoğunun edebiyat ile desteklenmiş olması ve oyuncuların bu evrenlere dair ilgisi onları özel kılmakta. Tabii bunların dışında, hem sinema dünyasında kendine yer bulmuş, hem de oyun dünyasına çıkartma yapmış evrenler de yok değil. Özellikle 70'ler ile 80'lerde doğan oyuncular için bu evrenlerin en değerlilerinden bir tanesi de Transformers evreni.

Klasik bir “iyi-kötü” savaşını anlatan seri, insanlığa karşı eleştirilerden kaçınmayan ve bunu oldukça iyi bir şekilde yaptığı için bu zamana kadar gelmeyi başarmış durumda. İyi tarafı temsil eden Autobot'lar ve lideri Optimus Prime ile; ilk saldırıyı yapan ve kötü tarafı temsil eden Decepticon'lar ve lideri Megatron arasında uzun süren bir mücadele yaşanmıştır.



İşte bu mücadelenin video oyunlarındaki ayaklarından biri olan ve beklentilerin üzerine çıkmayı başaran War for Cybertron'dan sonra, devam oyunu Fall of Cybertron karşımızda. İlk oyundaki doğrular korunup yanlışlar düzeltildi mi, isterseniz birlikte bakalım.

War of Cybertron da, iki tarafın yüzyıllardır süren savaşına tanık olmuştuk. Devam oyunu da senaryonun kaldığı yerden devam ediyor ve yine oyuncuları sırayla iki tarafın kontrolünü aldırarak hikâyesini anlatıyor. Cybertron gezegeni sona çok yaklaşmıştır ve Transformer'lar Dünya'ya hiç olmadığı kadar yakınlar. İşte böyle bir ortamda, iki taraf için de yüzyıllardır süren savaşın mekanlarından olan Dünya'da mücadele hiç olmadığı bir boyut kazanıyor.

Bu zamana kadar çıkan tüm Transformers oyunlarının en büyük sorunlarından biri, orijinal yapımın hızına yetişememiş olması. Filmlerde ve çizgi film zamanında bile aksiyon bir an bile durmaz, robotlar arasındaki mücadele her saniye devam ederdi. İşte, yapımcı High Moon'un önce ilk oyunda, şimdi de Fall of Cybertron'da başardığı en büyük şeylerden biri de bu. Aksiyon bir an olsun düşmüyor ve her saniye dikkatli, her saniye tetikte ve her saniye savaşmaya hazır olmanı gerekiyor. Hem Autobot'lar tarafında oynayacağınız bölümlerde, hem de Desception'lar tarafında oynayacağınız bölümlerde robotlarınızı iyi kontrol etmeli ve hızlı davranmalısınız. Aksi taktirde oyunun yapay zekası sizi kolaylıkla alt edecektir.



Oyun oldukça hızlı akıyor evet, ama bir yandan da iki nokta arasında gidip gelmekten başka bir şey yapmıyorsunuz. Oyundaki haritaların belirlenmiş iki noktası bulunuyor ve düşmanlarınızı yok ederek sonraki noktaya gitmeye çalışıyorsunuz. Bu anlamda oyunun akıcı ve oldukça çizgisel olduğunu söylemekte fayda var. Bunların dışında yukarıda da söylediğimiz gibi, oyundaki senaryo boyunca (13 bölüm sürüyor toplam) iki tarafı da kontrol etme şansı yakalıyorsunuz. Bu da farklı robotların kendilerine has farklı özelliklerini kullanma anlamına geliyor ki bu oldukça güzel bir şey. Uçaktan tanka, gizlenmeden daha hızlı olmaya kadar birçok ekstra özellik bu karakterlerde sizleri bekliyor.

Son dönemde Holywood'da boy gösteren bir seri olan Transformers oyunları da buna bağlı olarak çok daha büyük aksiyon sahneleriyle yaratıldı. Fall of Cybertron da bunun en güzel örneklerinden bir tanesi. Aksiyon bir an olsun hız kesmediği gibi, sık sık karşılaşacağınız çatışma sahnelerindeki aksiyon dozu da filmleri aratmayan cinsten. Patlamalar, her taraftan gelen ateşler, karmaşa, robotların patlama sesleri derken ortaya atmosfer anlamında her şeyi tam olan bir oyun çıkmış.

Fall of Cybertron teknik anlamda ilk oyuna göre daha iyi bir yerde. Grafik motoru olarak Unreal 3'ün kullanıldığı oyun, günümüzün en iyileri arasında olmasa da motorun sınırlarını zorluyor ve bu da ortalamanın üstünde bir kalite yaratıyor. Özellikle kullanılan robot tasarımları, diğerlerine oranla daha detaylı ve göze hoş gelen cinsten. Aksiyon sahnelerindeki patlamaların gerçeğe yakın olması, devasa çarpışmalarda ortaya çıkan görüntüler ve daha birçok anda grafikler sınavı geçiyor. Tek sıkıntısı, muhtemelen daha sonra bir güncelleme ile giderilecek olan anlık yavaşlamalar.



Ses ve müzikler konusunda da oyun oldukça iyi bir konumda. Özellikle robotların seslendirmeleri kendinizi bir filmde hissetmenizi sağlayabiliyor ve atmosfere çok büyük bir katkı sağlıyor. Bunun dışında gerek silah sesleri, gerekse robotların mekanik ve patlama sesleri olsun oldukça kaliteli. Müzikler ise bu kadar yoğun bir aksiyonu maalesef kaldıramamış durumda. Daha hareketli bir şarkı listesi daha iyi iş yapabilirdi.

Transformers: Fall of Cybertron, klasikleşmiş çoklu oyunculu modlara da sahip. Deathmatch, teamdeathmatch ve capture the flag gibi modlar oyundaki yerlerinde. Bunun dışında, bir nevi “survival” modu olan Escalation'da arkadaşlarınızla birlikte omuz omuza savaşarak, giderek daha kalabalık şekilde üzerinize gelen düşmanlarınıza dayanmaya çalışıyorsunuz. Tabii bu oyun modlarının çok daha kaliteli olmasını sağlayan en büyük özellik, çoklu oyunculu modda oyuncuların kendi robotlarını tasarlayabiliyor olması. Görünüş, silahlar, dönüşüm için hangi aracı seçeceğiniz tamamen sizin elinizde.

High Moon ekibinin ilk oyunun ardından yine başarılı bir yapımla geleceği oldukça açıktı. Ve bu konuda oyuncuları yanıltmamışlar. Fall of Cybertron, ilk oyunun hikâyesini kaldığı yerden devam ettiren ve yoğun aksiyon seven oyunculara bunu yaşatmayı başaran bir oyun olmuş. Göz atmakta fayda var.
programattik