Siz hala Azeroth’a adım atmadınız mı?

Blizzard World of Warcraft’ı ilk duyurduğunda verdiğimiz tepkileri hatırlıyoruz da... “Blizzard strateji ve RYO’dan başka bir şey bilmez, bu çapta bir DVO’nun ağırlığını sırtlayabilirler mi acaba?” diye sormuştuk birbirimize. Bir şey bilmeyen bizlermişiz aslında. World of Warcraft hayatımıza girdiği gün bunu öğrendik. O günden bu yana geçen 7 yılda Blizzard pastadaki dilimlerin neredeyse tümüne sahip oldu, DVO türünü baştan tanımlayıp türdeki nihai egemenliğini ilan etti... Eğer ucundan köşesinden bile Azeroth’a hala adım atmadıysanız, şimdi atmanın tam sırası.

 

World_of_Warcraft_The_Burning_Crusade

İşte yeni kapıdan geçtiğiniz ilk an

 

Hayatına strateji olarak başlamış Warcraft serisini bir Devasa Online Oyun formatına dönüştürerek sunmak büyük bir riskti gerçekten de. Ama Blizzard risk almayı seven bir firma. Üstelik böylesine ağır ve zorlu bir yükü sırtlayabilecek topu topu iki üç firmadan birisi. Neyse ki Blizzard’ın oynadığı bu Rus ruletinde silahın içindeki kurşun hep karşısındakilere denk geldi. Formül tutunca 2004 yılında başlayan WoW macerası, başarısını 2007 yılında çıkan ek pakedi The Burning Crusade ile pekiştirdi.
Orijinal pakette 60 olan seviye sınırı, The Burning Crusade (TBC) eklentisiyle birlikte 70’e çıkıyor. İlk 60 seviyeyi alırken Azeroth’tan sıkıldıysanız sorun değil, çünkü The Burning Crusade bize yepyeni bir dünyanın da kapılarını açıyor: Outland. Zamanında büyük bir yıkımın eşiğinden dönen orkların ana dünyası Outland, şeytani Burning Legion’ın saldırısına uğrayınca istilayı durdurmanın yükü Alliance ve Horde’un omuzlarına biniyor. Blasted Lands’te bulunan portaldan geçerek Outland’e adım atan kahramanlarımız, hem Burning Legion’ın acımasız istilasını önlemeli, hem de Lich King’e olan yenilgisinin ardından delirerek kendini Outland’deki kalesine kapatmış, kendine iblis kanı içen orklardan bir ordu kuran Illidan Stormrage tehdidini ortadan kaldırmalı. Bu amaçla ayak bastığımız Outland, toplamda 7 bölgeden oluşuyor. İlk girişimizi yaptığımız Dark Portal’ın Outland ucu Hellfire Peninsula’ya açılıyor. İblis kanı içmiş Fel Orklarla mücadele ettiğimiz bu bölge, aynı zamanda zaman zaman Alliance ve Horde arasında da üstünlük mücadelelerine sahne oluyor. Hellfire Peninsula’daki işimiz bittiğinde mavi rengin hayli ağırlıkta olduğu Zangarmarsh’a geliyor sıra. Bu bölgede üstesinden gelmemiz gereken sorun ise Nagalar. Zangarmarsh’tan sonra Terrokar Forest ve Nagrand bölgelerine geçiyoruz... Terrokar Forest’ın içerisinde bulunan Shattrath şehri aslında eski bir Draenei tapınağı olduğu gibi, aynı zamanda bu ek paket için  hem Alliance’a, hem de Horde’a ana üs olarak görev yapmakta. Merkezi konumunu da göz önüne alırsak Hearstone’unuzu atamak için en iyi seçeneklerden birisi olduğuna şüphe yok. Nagrand’a döndüğümüzde manzara biraz değişiyor, Outland’in o parçalanmış görüntüsüne inat yemyeşil ve hayat dolu bir bölgeyle karşı karşıya kalıyoruz. Burada Alliance ve Horde savaşı oldukça kızışıyor, çünkü güçlü olan taraf Nagrand’ın tam orta yerindeki Halaa isimli şehri elinde tutmaya hak kazanıyor. Haliyle sık sık şehir için iki tarafın birbirine girdiğini görmek mümkün. Şehri elinde tutmak önemli, çünkü normalde satılmayan bazı eşyaları ve binekleri satan NPC’ler sadece şehri elinde tutan tarafa satış yapıyorlar.

 

World_of_Warcraft_The_Burning_Crusade

Ejderhaları bu halde görmek bile tüylerimizi diken diken etmeye yetiyor

 

Netherstorm

Uzun yolculuğumuzun bir sonraki ayağı bizi Blade’s Edge Mountains ve Netherstorm’a taşıyor. Blade’s Edge’de bolca ejderha cesedi ve Ogre’lerle haşır neşir olurken, Netherstorm’da hain lider Kael’thas Sunstrider ve onun büyü bağımlısı Blood Elfleriyle uğraşıyoruz. Ve son olarak, Outland’deki son durağımıza geliyor sıra: Shadowmoon Valley. Illidan Stormrage’in asıl güçlerini konuşlandırdığı bu bölge, Illidan’ın geçit vermez kalesi Black Temple’ı da içinde barındırıyor.
Outland üzerinde durum böyleyken, maceramızın Azeroth üzerinde geçen kısımlarına da bir göz atmak lazım... Öncelikle Azeroth’un, The Burning Crusade eklentisiyle birlikte iki yeni ırka sahip olduğuna değinmeden geçmek olmaz: Blood Elf ve Draenei. İnsanlarla arası bozulan Blood Elf’ler Horde tarafında savaşa katılırken, Burning Legion’dan kaçarken kendilerini bir anda Azeroth’ta bulan Draenei’lar şanslarını Alliance ile deniyor. Her iki ırk da kendilerine ait yeni başlangıç bölgelerinde, tamamen kendilerine özel yeni görevlerle karşımıza çıkıyorlar. Blood Elf’ler Lich King tarafından yerle bir edilen Silvermoon’u yeniden inşa edip yaralarını sarmaya çalışırlarken, bir yandan da sözde liderleri Kael’thas’ın geri dönüşünü bekliyorlar. (Sonrasında Kael’thas’ın ihanetini de öğreniyorlar tabii) Draenei’ların durumu ise biraz daha “ilginç”. Burning Legion’dan kaçarken “uzay gemileri” Azeroth’taki Azuremyst adalarına çakılıyor. Çakılmış gemileri aynı zamanda da ana şehirleri Exodar olan Draenei’lar, kendilerine yardım elini uzatan Night Eflerin yardımını kabul edip onların olduğu tarafta savaşa girmekte gecikmiyorlar.
The Burning Crusade eklentisini satın aldıktan sonra hesabınıza eklenenler iki yeni ırk ve yeni bir dünyadan ibaret değil, dahası da var: Yeni “Jewelcrafting” (Mücevhercilik) mesleği sayesinde kendi yonttuğunuz mücevherleri zırhlarınıza takabilir, ya da yüzük, kolye gibi bulması zor ekipmanları kendiniz yaratabilirsiniz. Özellikle yüksek seviyelerde mücevherlere olan talep düşünülürse oldukça para getirisi olan bir meslek olduğundan dolayı mutlaka denemeniz gerektiği hakkında ufak bir tiyo vermenin de bir sakıncası yok.

World_of_Warcraft_The_Burning_Crusade

Korkmayın hiç zorlanmayacaksınız

 

70 sonrası

70. seviyeye geldikten sonra asıl zamanınızı ve ilginizi çekecek olan şey bir World of Warcraft klasiği olan raidler olacak tabii ki. Orijinalinde 40 kişilik raidler mevcutken, bu sayı The Burning Crusade ile 25’e düşüyor. Ancak bu size geri atılmış bir adım olarak gelmesin. 25 kişiyi toplayıp organize etmek çok daha kolay olduğundan, bu değişiklik aslında raidleri daha ulaşılabilir hale getiriyor. Raidlerin büyük çoğunluğu az önce dediğim gibi 25 kişilik olsa da, 2 adet de 10 kişilik raid mevcut: Giriş seviyesi raidi Karazhan ve biraz daha üst seviyeye hitap eden Zul’Aman. 2 tane 10 kişilik raide nazaran 25 kişilik raidlerin sayısı ise hayli bol: Gruul’s Lair, Magtheridon’s Lair, Tempest Keep: The Eye, Serpentshrine Caverns, War of Hyjal, Black Temple ve Sunwell Plateu.
Stairs of Destiny’de portalın girişini iblislere karşı savunmaya çalışan Alliance ve Horde askerlerinin mücadelesiyle açılışını yapan The Burning Crusade macerası, Sunwell Plateu’da Kil’jaeden’a karşı yapacağınız epik mücadeleyle sona eriyor böylece. Ancak bu oynamaya son vereceğiniz anlamına gelmiyor. Çünkü The Burning Crusade’in her alanda getirdiği yeniliklerden PVP kısmı da hakkını alıyor. Eye of the Storm adlı yeni bir Battleground’a ek olarak, yeni gelen Arena sistemi sayesinde çok daha az kişiyle, çok daha çekişmeli maçlar yapmak mümkün. 2’ye 2, 3’e 3 ya  da 5’e 5 yapabileceğiniz Arena maçlarında eğer yüksek bir derece yaparsanız sahip olabileceğiniz tonla ödül de cabası...
World of Warcraft tecrübesini bambaşka bir noktaya taşıyan The Burning Crusade aşağı yukarı bu yenilikleri içeriyor. Şu andaki toplam aktif kullanıcı sayısı 11 milyon olan World of Warcraft tecrübesine katıldığınızda karşılaşacaklarınızı az çok öğrendiğinize göre, bu tecrübenin sonraki ayakları olan Wrath of the Lich King ve Cataclysm’de tekrar görüşmek üzere!

programattik