Rayman Origins

Geçtiğimiz yıl ansızın gelen Rayman Origins’i konsol sahipleri çoktan oynadı, bitirdi hatta sıkıntıdan takas etti ama PC oyuncuları için o heyecanlı günler yeni başlıyor. Konsol sahipleri boşuna hava atmasın “Ben çoktan oynadım ehe” diye, aksine hayıflanıyor olmalısınız. Mesela Lost’a yeni başlayıp aklını kaçıran arkadaşlarımızı deli gibi kıskanıyoruz. O harika zevki şu an ben alamıyorum, onlar alıyor! Varsın yıllar önce bitirmiş olalım; şu anı yaşamıyor muyuz sonuçta?



Anı yaşamayı filan bırakın, siz yamacımıza gelin ve Rayman Origins’in neden kaçırılmaz bir oyun olduğunu dinleyin. Şu sıralar Beyond Good & Evil 2 ile meşgul Michel Ancel, en son 1999’da Rayman 2 ile ciddi bir Rayman projesini yürütmüş, daha sonra pasta-cila işleriyle markayı ayakta tutmuştu. 3B bir platform oyunu yapmanın günümüzde ne kadar riskli olduğunu iyi hesaplayan Ancel, tür olmasa da konsept değiştirmeye yöneldi. İlk önce grafikleri değiştirdi, sonra boyut olayına el attı; 3B’den 2B’ye indi, hem düşmanları hem de karakterlerimizi ciddiyetten uzaklaştırarak daha sevimli, daha komik bir tarafa çekti. UbiArt Framework adında yepyeni bir grafik motoru geliştirildi ve ilk kez bu oyunda kullanılma kararı alındı. Her bölüm ve her köşesi detaylıca tasarlandı, dolgu seslerden kaçınıldı, her bölüme bir hikâye, bir konsept çıkarıldı. Ve tarihin en iyi platform oyunlarından biri yapılmış oldu.

Rayman Origins’in hikâyesi çok komik başlıyor. Snoring Tree (Horlayan Ağaç) altında uyuyan Rayman, Glabox ve diğer yakın arkadaşları horladıkları için yer altında yaşayan Land of the Living Dead sakinlerini kızdırıyor ve savaş başlıyor! Gudubet yüzlüler Rayman’in arkadaşlarını bir güzel kaçıyıor, hapsediyor amma ve lakin biz ve ekibimiz kaçmayı başarıyoruz. Yuvamız Glade of Dreams’i eski günlere geri döndürmek için kanımızın son daml... Ya işte böyle sevgili okuyucu! Bir horlama nelere neden oluyor, gör. Horlama problemi yaşayanlar bir an önce uyumaktan vazgeçsin!



Koş koş bitmez

Altmış altı mini, on iki ana bölümden oluşan koca bir serüven yaratmış bizlere Michel Ancel. İlk beş ana bölümü sırayla oynama şartımızı yerine getirdikten sonra bir beş bölüm daha oynayabiliyoruz. Bu sefer sırayla gitme derdimiz yok ama zaten kim takar sıra olayını! Daha ilk bölüm Jibberish Jungle ile oyuna adeta yapışıyorsunuz. Sualtı bölümü Sea of Serendipity’ye geldiğinizde çoktan ağzınızdan akan sular klavyenizi bozmuş oluyor. İlk beş ana bölüm demek, kazanacağınız beş özellik demek. Ufalmak, su altına dalmak gibi ilginç yetenekler elde ediyor, her biriyle daha fazla şey keşfediyorsunuz. On bölüm sonra Moody Clouds bölümüyle maceranız sona eriyor... Sanıyorsanız yanılıyorsunuz! Land of the Living Dead’e gitmeye ne dersiniz? Nasıl mı? Sürprizi bozmayalım, onu da siz kendiniz bulun :)

Bizi eski günlere döndüren bir diğer Rayman Origins özelliğiyse 2B destekli 16-bit dönemi görselliği oldu. O kadar dandik değil tabii; dokular, üst üste binmiş platform tabakaları filan müthiş, ama hissiyat bakımından kesinlikle old-school. Bunun üzerine basit ama etkili oynanışı koyun, karışımımız mükemmele yaklaşıyor. Tüm çizimler çizgi-film tadında, her animasyon yüzünüzde bir tebessüm bırakıyor. Özellikle sinek üzerinde uçtuğumuz bölümlerde bağıra bağıra eğlenebilirsiniz. Koca koca kuşlar ve tiplemeleri çok başarılı. Bu yüzden Rayman Origins, çıktığı tüm platformlarda alıcı bulabilecek potansiyele sahip.

Kimilerince beğenilmeyen, kimilerince hayranlık uyandıran başka bir Rayman Origins özelliğiyse bölüm tasarımları. Beğenmeyenlerin tek argümanı “basit” olması. Bizim gibi beğenenlerin nedeniyse “zekice” olması. Zorluk, zekânın yanında biraz güdük kalmıyor mu sizce de? Şöyle düşünün; görüş açınızdaki her şeyi toplayarak ilerlerseniz zorlanmadan oyunu bitirebilirsiniz. Bölüm sonlarında toplayacağınız Electoon’lar için bölümlere gizlenmiş her Lum’u bulmalısınız. Bazıları için canınızı riske atacak, bazılarında reflekslerinizi sınayacaksınız. Angry Birds’te her bölümü üç yıldızla bitirmeye çalışmak gibi düşünün bunu da. Her taşın altında Lum olabiliyor. Olmasını geçtik, çıkar çıkmaz bir tarafa doğru yöneliyorlar. Yakalamak için çok fazla zamanınız yok. Bir de kırmızı Lum’lar var ki kısa bir süreliğine topladıklarınızı ikiyle çarpıyor. Yani hızla ilerlemeli ve en doğru şekilde yolunuzu bulmalısınız. “Yol bulmak”tan kastımız, alternatif bir bölüme gitmek değil, sadece çıkış noktasına alttan mı, üstten mi gideceksin gibi basit seçimlere dayanıyor. Bölümlerin en ücra köşelerine gizli bir geçiş, kurukafa saklandığı için oyunun dibine kadar inme hissi yakanızı bırakmıyor.



Herkese mavi taş

İlk ayında sadece elli bin kopya satarak hepimizi şaşırtan oyun, bugün durumu toparlamış görünüyor, hatta en çok satanlar arasından inmiyor bir süredir. Eski oyuncular zaten platform oyunlarından bıkmış, yeni oyuncular da Rayman nedir bilmediğinden ortada karışık bir durum vardı ama hem isabetli kritikler hem de oyunun 7’den 77’ye hitap eden içeriği işleri yoluna koydu. Oyunun müşteri potansiyelini üç katına çıkaracak o online oynama özelliği yok, onun yerine aynı bilgisayardan co-op var. Aynı ekranda dört karakter salına salına en çok Lum’u toplama yarışına giriyor, işin komiği birbirinizi de dövebiliyorsunuz! Trine 2 gibi bir online modu olsaydı şu oyunun, eminiz dillere destan hale gelirdi Rayman Origins.

Rayman Origins’i türü seven, seveceğini düşünen, sever gibi olan ve horlayan tüm arkadaşlara öneriyoruz...

İLGİLİ ÜRÜNLER

36,00 TL
Türk Telekom internet müşterilerine özel
3,00 TL x 12 ay taksitle!
programattik