Öyle bir oyun geliyor ki! Anlatılmaz oynanır....

Çok değil, daha onaltı ay evvel video oyunları sektörüyle ilgilenen herkes şok edici bir haberle sarsıldı. Oyun dünyasının en prestijli serisini yaratan geliştirici Infinity Ward'un iki önemli ismi Jason West ve Vince Zampella'nın sözleşmeleri büyük patron Activision tarafından feshedilmişti. Başlarda kimse bu duruma bir anlam veremedi. Activision altın yumurtlayan tavuğunu mu kesiyordu? Kısa süre içinde West ve Zampella'nın EA ile anlaşıp Respawn Entertainment adında yeni bir geliştirici firma kurmaları “Artık ipler EA'in elinde” yorumlarına mahal verdi. EA ise iş etiği gereği Call of Duty'ye rakip gösterdiği Medal of Honor ve Battlefield gibi serilerinde West ve Zampella'nın çalışmayacağını söyledi. Üstüne bir de Respawn Entertainment'ın ilk projesinin 2015'ten önce gelmeyeceğini öğrenince Activision'ın tahtını bırakmak için hiçbir nedeni kalmamıştı.  Yine de sektör merak içindeydi: “Acaba West ve Zampella olmadan CoD yine CoD olur mu?” Bu sorunun cevabını, kısmen de olsa, geçtiğimiz aylarda Activision verdi. “Bal gibi olur!”

 

[editor:Amerika'nın Rusya tarafından işgali artık alıştığımız şeylerden, şaşırmıyoruz. Hani “Bu temayla ilgili bir oyun söyleyin” deseler, hiç zorlanmadan en az beş tane sayabiliriz. Dünyanın en klişe klişesi.] Aynı temayla bir oyun daha yapılacağını duyan her oyuncu söz konusu oyun hakkında ilk etapta kötü bir izlenim edinir. Bu durum Modern Warfare serisi için hiçbir zaman beklendiği gibi gelişmemiştir. Ne hikmetse MW oyunları iki oyundur ağzımızı açık bıraktıracak oynanışıyla hikayeyi pek de önemsemememizi sağlıyor. Yeni oyunun da öncekilerden geri kalacağını düşünmüyordunuz herhalde? MW3, ikinci oyunun sonunu görünce anladığımız gibi hikayeyi tam olarak bıraktığımız yerden başlatacak. Artık önünde hiçbir engel kalmayan Makarov sayesinde Rusya Amerika'yı ve İngiltere, Fransa ve Almanya da dahil olmak üzere Avrupa'nın yarısını işgal etti. İngiliz SAS komandolarının en önemli birimi TaskForce 141 üyelerinin kimi ölü, kimi kaçak durumda. Dünyanın, bu işgale dur diyecek yeni bir birime ihtiyacı var. Ümitler kesilmek üzere, ama Yüzbaşı Price'ın dediği gibi, “Yarın gönüllülerin ardı arkası kesilmeyecek. Yarın, vatanseverlerin sonu gelmeyecek.”

 

Call_of_duty_MWF_3

Yine ortalık toz duman, yine bir Amerikan askeri

 

Call of Duty oyunlarını Modern Warfare serisinden önce de oynayanlar bilirler, aslında gerçek hayatta yaşanmış olayları konu alan yapımlardır kendileri. İkinci Dünya Savaşı'nın en önemli anlarını CoD oyunlarıyla yaşamıştık. Omaha Sahiline çıkartma yapıp Stalingrad'da düşmana saldırmak için elinde silah olan “silah arkadaşımız”ın ölmesini beklemiştik. Her ne kadar Modern Warfare serisi tarihi olayları yansıtmak yerine senaristlerin hayal güçleriyle beslenen bir kurgu üzerine kurulmuş olsa da yeni oyun içinde geçmişte yaşanan gerçek olayların esintilerini görmek mümkün olacak. Özellikle 7 Temmuz 2005'te gerçekleşen Londra bombalamaları senaristlerin hikayeyi yazarken en çok faydalandıkları kaynak olmuş herhalde. Microsoft'un E3 konferansında gösterdiği “Mind The Gap” adlı bölümde kendinizi Londra'da, Canary Wharf semtinde SAS komandosu Çavuş Burns'ü kontrol ederken buluyorsunuz. Bölümün başında gece görüşlü gözlüklerle bir helikopterden aşağı bakarak, kamyon yükleyen adamları gözetliyorsunuz. Ruslar! Üstünüz size kamyonları vurmanızı ve düşman askerlerini etkisiz hale getirmenizi emrediyor. Ardından kamera aşağıdaki eve doğu tarafından yaklaşan 4 SAS komandosuna yaklaşıyor ve bu sefer o komandolardan birini yönetmeye başlıyorsunuz.

 

Az ilerinizde, evin hemen arka tarafında kıyamet kopuyor. İlk hedefiniz elinde roketatar bulunduran Rus askerleri. Onlar helikopteri indirmeden siz onları indiriyorsunuz. Helikopteri kurtardıktan sonra kamyonlara yaklaşıyorsunuz. Birini kaçırıp tünele dalıyor ve kovboyların atlarla yaptıkları işi siz altınızda kamyonla yapıyorsunuz: Treni yakalamaya çalışmak. Londra metrosuna daldığınızda bir yandan sağ tarafınızdaki trenden üstünüze yağan mermilere karşı ateş açarak karşılık vermeye çalışıyor, bir yandan da karşıdan gelen diğer trenlerden kaçınmaya çalışıyorsunuz.

Birden diğer kamyonda bulunan takım arkadaşlarınızdan haber alıyorsunuz. Anlaşılan trenin lokomotifine yetişmişler. İyi haber, trenin makinistini öldürmeyi başarmışlar. Kötü haberse, trenin kontrol mekanizması devre dışı kalmış. Kontrolden çıkan tren önüne gelen herşeyi kürdan gibi kırıp yoluna devam ediyor. Tren artık çarpa çarpa yavaşlamaya başlıyor ancak bu sefer de arka vagonlar sağa sola savrulmaya başlıyor. Tüneli ayakta tutan destekler kırılıyor. Tren sert bir çarpışmayla duruyor ve karakterimizin bayıldığını görüyoruz. Ekran kararıyor.

 

Call_of_duty_MWF_3

Üç tane böcek koca bir devi nasıl alt eder?

 

Londra'da durum böyleyse Amerika ne haldedir, kim bilir. E3 Microsoft konferansında gösterilen bir başka bölümde Çavuş Derek “Frost” Westbrook olarak kendimizi su altında buluyoruz. Ekranda ilk gördüğünüz şey elinde demir kesen meşale ile önünüzdeki mazgalı kesen takım arkadaşınız oluyor. Mazgalda geçebileceğiniz kadar büyük bir delik açıldıktan sonra su altında ilerlemeye başlıyorsunuz. Mazgalın öte tarafında minibüsleri, arabaları içine alan bir tünelde ilerlediğinizi fark edeceksiniz. Su altında kalan Brooklyn Tüneli'nin içindesiniz. Takım arkadaşınızı takip ediyorsunuz. Az sonra ekibiniz durup beklemeye başlıyor. Çok geçmeden koca bir denizaltı dibinizde bitiveriyor. Kuyruğuna yakın bir yere bir patlayıcı yerleştiriyor ve bulunduğunuz alandan uzaklaşıyorsunuz. Yüzeye çıkmaya başladığınızda denizaltının motorlarının patlağını görüyorsunuz. Suyun üstüne çıktığınızda fark ediyorsunuz ki Ney York alev alev yanıyor. Sizi daha fazla bekletmeden denizaltı da suyun yüzeyine çıkıveriyor. [editor:Denizaltının üzerine tırmanıyor ve açılan kapaktan çıkan ilk düşman askerlerini hemen öldürüyorsunuz. Takım arkadaşlarınızdan biri açılan kapaktan içeri bir el bombası sallıyor ve patlamasını bekliyorsunuz.] Bomba patladıktan hemen sonra kapaktan içeri giriyorsunuz ve bulunduğunuz yerde hiç düşman askerinin bulunmadığını fark ediyorsunuz. Önünüzdeki kapının ardında iki düşman askeri sizi bekliyor. Onları öldürdükten sonra sağınıza döndüğünüzde takım arkadaşlarınızdan birinin bir askeri tekmeyle etkisiz hale getirdiğini görüyorsunuz. Arkadaşınıza katılıp bir sonraki kapıya doğru yönleniyorsunuz. Kilitli kapının önüne geldiğinizde kapıya bir patlayıcı yerleştirip yana doğru kaçıyorsunuz. Kapı havaya uçtuğu anda namlunuzu açılan kapıdan içeri uzatıyorsunuz, zaman yavaşlıyor ve içerideki 5 görevliyi gözünüzü kırpmadan tek seferde indiriyorsunuz.

Girdiğiniz odada sükunet sağlandığı zaman takım arkadaşınızla birlikte bir konsola yaklaşıyorsunuz. İkinizin de elinizde birer anahtar var. Anahtarları konsolun üzerindeki yuvalarına sokup aynı anda çeviriyorsunuz derhal denizaltından kaçmaya çalışıyorsunuz. Dışarı çıktığınızda sizi iki adet bot bekliyor. Arkadaki botun dümenine geçiyor ve öndeki botu takip etmeye başlıyorsunuz. Bu sırada deniz altının füze kapakları açılıyor ve göğe doğru füzelerini fırlatmaya başlıyor. Siz bir yandan öndeki botu takip ederken bir yandan da etrafınızda tepesine füze yemekle meşgul düşman gemilerinin patlamalarını izliyorsunuz. Nihayet diğer botla beraber sizi bekleyen nakliye helikopterinin içine botunuzla birlikte daldığınızda helikopter derhal yükselmeye başlıyor. Arkanızı dönüp New York'un çehresine son bir kez daha bakıyorsunuz. Manhattan, koca bir elma kurdunun delik deşik ettiği koca bir elma gibi duruyor. Görevinizi tamamlamış olarak olay yerinden uzaklaşıyorsunuz.

Infinity Ward başkanı Robert Bowling'in gösterdiği bu iki tek kişilik mod bölümünden de anlayacağınız gibi yeni CoD oyunu da hikayenin derinliğine değil aksiyonun yoğunluğuna odaklanıyor. Başka bir oyun olsaydı bu durum bizi üzebilirdi, ama söz konusu CoD olunca hikayenin basitliği hiçbir zaman olumsuz karşılanmadı oyuncu milleti tarafından. Hatta belki de ilk oyunlarında tek kişilik senaryo modlarının derinliğiyle bilinen bir serinin daha sonradan çok oyunculu modda bu kadar başarılı olmasının sırrı da bu nefes aldırmayan hızlı aksiyon özelliğindedir.

Activision, tutan bir formülün iyice suyunu çıkarmadan değiştirecek bir firma değil. Call of Duty oyunlarını hala yapmasının bir sebebi de bu olsa gerek. Yine de bu inatçılığını MW3 ile biraz kırmış gibi görünüyor. Serinin yeni üyesinin çok oyunculu modu ciddi değişikliklere sahip. Bunların en önemlisi şüphesiz Kill Streak sisteminde saklı. Yapımcı Robert Bowling'in dediğine göre asıl yapmak istedikleri herkesin istediği zaman istediği şekilde eğlenebildiği bir çok oyunculu deneyim sunmak. Yeni sistem de bu formülü destekler nitelikte olmuş zaten.

 

Call_of_duty_MWF_3

Sanki Counter Strike haritalarını andırmıyor mu?

 

Çok oyunculu modu oynamaya başladığınız da göreceksiniz ki artık KillStreak diye bir şey kalmamış. Onun yerine oynanış tarzınıza göre istediğinizi seçebileceğiniz “saldırı paketleri” var. Bu saldırı paketleri üç farklı kategoride karşımıza çıkıyor: “Assault”, “Support” ve “Specialist”. Assault paketi prensipte eskiden bildiğimiz Kill Streak sistemiyle aynı işliyor. Siz rakip takımın oyuncularını öldürdükçe puan kazanıyorsunuz ve bu puanları biriktirdiğinizde hava saldırısı, uzaktan kumandalı helikopter gibi saldırıya yönelik bonuslar kullanabiliyorsunuz. Ne kadar çok düşman öldürürseniz o kadar güçlü bir hale geliyorsunuz. CoD serisinin eski çok oyunculu deneyimini sevenler bu modu çok kullanacaklardır, eminiz. Eski sistemi sevemeyen veya kullanmakta zorlanan oyuncular içinse başka bir sürprizi var Bowling'in...

Support sistemi tam bir acemi dostu. Çok oyunculu modda iyi olmayan oyuncuları da bu modda tutmak için geliştirilmiş. Bowling'in dediğine göre bu sistemi oluştururken asıl amaçladıkları takım içi dayanışmaya katkıda bulunmakmış. Puan toplamak için sadece rakip takımın oyuncularını öldürmek zorunda değilsiniz. Takımınıza destek olmak için yaptığınız her hareket Support sistemi tarafından ödüllendiriliyor. Belli bir noktayı ele geçirmek veya onu savunmak, takım arkadaşınıza materyal sağlamak gibi hareketler puan biriktirmenize katkıda bulunacaklar. Acemi dostu bir sistem olduğu için puanlarınız siz öldüğünüzde sıfırlanmayacaklar. Yalnız yine de bir denge kurmak adına ödüllerin gerektirdiği puanları artırmışlar. Bu modda bir bonusa ulaşmak istiyorsanız daha fazla puan toplamanız gerekecek. Ödüllerse kişisel değil, tamamen takıma destek olmaya yönelik tipte ödüller olacak. Mesela bir ödül sayesinde takım arkadaşlarınıza kevlar yelek verip fazladan korunma sağlayabilirsiniz. Başka bir ödül de gökten sahte kutuların düşmesini sağlıyor. Bu kutuyu mühimmat kutusu zanneden rakip takımın oyuncuları kutuyu açtıklarında patlayıcı devreye girecek ve oyuncu havaya uçacak. Oldukça eğlencelik bir sistem gibi görünüyor.

Infinity Ward eski kurtları da unutmamış. Artık oyunun uzmanı haline gelen oyuncular için daha zorlayıcı bir sistem geliştirmişler. Specialist sisteminde siz puan kazandıkça bonuslar değil, ekstra özellikler kazanıyorsunuz. Daha da ilerledikçe üç-dört farklı özelliği birden kullanabiliyorsunuz. Mesela “Scavenger” özelliği size daha fazla cephane sunarken “Extreme Conditioning” özelliği sayesinde daha uzun mesafeleri koşarak geçebiliyorsunuz. Bu özellikler oynadığınız oyun moduna göre değişik stratejiler kullanmanıza da yardımcı olacaklardır. Sistemi daha çok uzman oyunculara yönelik kılan durumsa öldüğünüzde bütün puanlarınızın sıfırlanması. Bir kez yükseldiğinizde durdurulmanız zor olacak, ama aynı zamanda bir kez durdurulduğunuzda da tekrar yükselmeniz zor olacak.

Modern Warfare 2 sağolsun, Call of Duty oyunlarını senaryosu için oynayan oyuncuları da oyunda daha fazla tutmak için yapılan “Spec Ops” modu bu oyunda da bizimle. Bu modda daha önce hiçbir CoD oyununda görmediğiniz bölümler bulunacak. Örneğin bir bölümde iki kişilik bir takım olarak haritadaki bombaları etkisiz hale getirmeye çalışacaksınız. Bir oyuncu çatıdan keskin nişancı tüfeği ile aşağıdaki takım arkadaşını korumaya çalışırken bomba imha uzmanlarının kullandığı koruyucu giysiyi giyen diğer oyuncu (giysinin verdiği hareketsizlikten dolayı) haritada yavaşça gezinip bulduğu bombaları sakin bir şekilde imha etmeye çalışacak. Bir diğer bölümde bulunduğunuz mekanı takım arkadaşlarınızla birlikte dalga dalga gelen düşmana karşı korumanız gerekiyor. Çok klasik bir bölüm gibi görünüyor olabilir, ama asıl ilginç kısmını henüz söylemedik. Üzerinize dalga dalga gelen düşmanlar, sırtına C4 patlayıcı yerleştirilmiş köpeklerden başka bir şey değil. Birinin bile bulunduğunuz alana yaklaşamaması için sırtınızdan soğuk terler boşalacağına eminiz.

Yaklaşık iki yıl evvel çok ciddi şüphelere sahiptik. İki önemli geliştiricisini kaybeden Infinity Ward'un artık eskisi gibi CoD oyunları yapamayacağını düşünüyorduk. Oynatılan demolardan ve anlatılan sistemlerden anladığımız kadarıyla durum hiç de öyle değil. Call of Duty serisi şu haliyle kendini tekrar etmekten çok uzak. Her ne kadar “CoD serisinin artık suyu çıkmadı mı?” diye içimizden geçirsek de önümüze gelen her oyunla bu düşüncemizi anında unutmamız artık gelenek haline geldi. Kasım ayında da durum farklı olmayacaktır. Artık tek yapmanız gereken on birinci ayın sekizine kadar beklemek.

programattik