Max Payne 3

İntikam soğuk yenen bir yemektir, ama insan sevenini bu kadar da bekletmez ki? Max Payne, Mona Sax'ın peşinden koşup, yavaş çekim görüntüler eşliğinde etrafa ölüm yağdıralı tam 9 yıl oldu.  Aradan geçen onca senede, üniversiteyi bitiren, çoluk çocuğa karışan, iş hayatına atılan ve başına türlü türlü olay gelmiş yaşlı oyuncuların eski heyecanını yitirdiğini düşünebilirsiniz belki. İnanın ki Max Payne hayranları aynı fikirde değiller.



Max'i son bıraktığımızda orta yaşının baharında, bir başka suç örgütünü çökertip, aşkını kaybetmenin acısıyla yine saçma sapan bir durumda kalmıştı. İşlerin Max Payne için iyi gittiğini söylemek isterdim ama, mutlu bir hayatı olmadığını tahmin etmeniz çok güç olmasa gerek. Max Payne 3, Max'in evinin basılmasıyla başlıyor . Evini basan mafya üyelerini oracıkta kurşuna boğan Max, hızını alamayıp Mafya babasının oğullarından birini de öldürüyor. Max Payne'i oyunlarını hatırlayan oyuncular, normalde bunun o kadar da büyük bir sorun olmayacağını az çok tahmin edebilirler. Sorun şu ki, tek bir aile ile savaşmaya hazır olan Max Payne'in peşine bütün büyük suç aileleri düşüyor. Bu durumda da gariban kahramanımıza, hızlıca şehri terk etmek dışında seçenek kalmıyor.
Max Payne 3'de işte gerçek anlamda tam bu noktada başladığını söyleyebiliriz. Oyunun önemli bir kısmının Brezilyada geçecek olması sizi korkutmasın, bu ülke doğal güzellikleriyle olduğu kadar, karanlık ilişkileriyle de dikkat çekiyor. Yeri geldiğinde orduları deviren Max, burada sadece koruma olarak iş bulabilmiştir. Korumakta olduğu oldukça zengin Brancho ailesi, Cracha Preto isimli milis grubun saldırısına uğruyor. Aile lideri Rodrigo Brancho'nun eşi kaçırılınca da tahmin edebileceğiniz üzere onu geri alma görevi Max Payne'e düşüyor.



Oyunun hayranları zaten fark etmişlerdir, bu sefer oyunu yapan firma Remedy değil doğrudan Rockstar Games. Normalde yapımcı değişikliği pek hayra alamet olmaz. Hem oyunun tarzının değişmesi gibi bir durum söz konusudur, hem de yeni oyun eskilerinin yarattığı o duyguyu tam olarak veremez. Rockstar söz konusu olduğundaysa durum elbette ki o kadar kötü durmuyor. Dahası Firma Max Payne'i "GTA'laştırmak" veya  bir başka şekle sokmak yerine, mümkün olduğunca Remedy ekibinin yarattığı o karanlık ama aynı zamanda aksiyon dolu tarzı yakalamaya çalışmış.

Her yer kırılıp dökülüyor

Oyunda görebileceğiniz en özgün değişikliklerin başında çatışma sistemi geliyor. Max Payne 3'te atalarının oyun tarzı olduğu gibi duruyor ve üstüne bolca hoş ekleme yapılmış. Önceki oyunlarda duvarlarda oluşan çatlakların ve kurşun deliklerinin hala etkileyici olduğunu düşünüyorsanız, teknolojiyi biraz geriden takip ediyorsunuz demektir. Parçalanan kapıların, masaların, yerle bir olan bar raflarının devrindeyiz artık. Max Payne 3 gibi tamamen yıkım ve şiddete dayalı bir oyunda da bunların nasıl olacağını az çok tahmin edebilirsiniz zaten. Hemen hemen her şeyin parçalandığı, hiçbir şeyin güvenli olmadığı oyunda, en büyük yardımcımız yine Bullet Time olacak. Yavaş çekimde uçuşan kurşunların yanı sıra ayrıca etrafta uçuşan tahta parçaları, kıvılcımlar ve hepsinden önemlisi  kan efektlerinin oyunda önemli rol alacağını söyleyebiliriz.
Yakın tarihte Mayıs ayına ertelenen Max Payne 3'ün oynanışı da hala cilalanmaya devam ediyor. Oyun üçüncü kişi bakış açısını kullanıyor olmasına rağmen, Rockstar Games, oyunun aynı FPS'ler gibi rahat oynanabilir olmasını arzuluyor. Bunu sağlamak da animasyonlarda yatıyor. Rockstar'ın Euphoria fizik motoruyla neler yapabildiğini zaten hatırlıyorsunuzdur. Bunu Uncharted benzeri akışkan ve kaliteli animasyonlarla da birleştirince ortaya nasıl bir oyun çıkacağını tahmin etmek zor değil. Hazır animasyonlara, zamanlamaya dayalı tuş basma numaralarına girmeden doğrudan akan, oyuncunun her zaman kontrol sahibi olduğu bir oyun deneyimi sunulacak. Örneğin gösterilen videolarda, Max'in ters köşelerden düşmanlara nişan alırken, gövdesini nasıl çevirdiği, hareketlerini nasıl onlara göre ayarladığını rahatlıkla görebiliyoruz. Olay artık sadece etrafa yavaş yavaş uçan Max'in hareket eden herkesi öldürmesiyle alakalı değil. Atış gücü bu kadar güçlenirken, Max'in düşeceği yere kadar herşeyi hesaplaması gerekiyor. Bullet Time artık eskisine göre daha çok kullanabilir durumda olacak, ama eskisi gibi karakteri ölümsüz kılacak kadar güçlü olmasını beklemeyin. Max yere düşünce hemen kalkamıyor, hatta gerekirse yerdeyken silahını çekip yakınındaki düşmanlarını da haklayabiliyor. Animasyonların bu noktada tek kelimeyle inanılmaz olduğunu söylemem gerekiyor. Max'in yere düşüşü, uçarken ayağının dolaba veya bilardo masasına takılıp ona göre tepki vermesi, yerden doğrulurken hafif zorlanması. Hepsi tek kelimeyle nefes kesici duruyor.
Çatışma sisteminin de çok sağlam durduğunu söylemem gerekiyor. Siper alma özelliğini ilk olarak Max Payne 3'te görüyor olacağız.  Oyun hala aksiyon ve hızlı çatışmalar üzerine kurulu, ama oyuncu siper almak isterse bunu kullanabilecek. Daha da önemlisi silahların tamamının ağırlığı var artık. İki tabancayı kaldırıp nişan almak, ağır bir AK47'yi doğrultmaya göre daha kolay mesela.



Bu da gittikçe güçlenen silahlar yerine, oyuncunun tarzına uygun olarak belirlemesi gereken kombinasyonları bulması anlamına geliyor ki bu bile oldukça ilginç. Max artık farklı silahları iki eliyle taşıyabiliyor. Tek eliyle ağır ama etkili Desert Eagle, diğeriyle ucu kesilmiş bir pompalı tüfek tuttuğunu düşünün. Normalde aşırı etkili olabilecek bu ikili de ağır pompalı tüfek Max'in dengesini bozup, hareketlerini değiştirecek kadar fark yaratabiliyor. Anlayacağınız üzere aksiyonla dolup taşan bu oyunda bile verilmesi gereken çok sayıda ölümcül karar mevcut.

Kurşundan kaçan adam

Oyunun kendisine baktığımızda, rahatsız eden hemen hemen hiçbir şey göremiyoruz.  Max Payne 3'ün tarzı korunmuş. Üstüne üstlük, biraz daha sinematik ve kurgulanmış sahneler de oyuna eklenmiş. Örneğin Max, yaralı halde mafya üyeleriyle dolu bir kapıyı yanlışlıkla açtığında oyun doğrudan yavaş çekime geçiyor. Bu noktada akıllıca davranmak için kırmızı renkli varilleri vurmaktan daha fazlasını yapmak gerekiyor haliyle. Körlemesine ateş açıp en yakın sipere geçmek, geri dönüp kapı arkasında beklemek ve hatta hafif çökmüş gibi duran tavanı tamamen indirmeye çalışmak mümkün. Tek bir doğru cevabı olan bir soru değil, bu ama her cevabın bir önceki kadar eğlenceli olduğunu söyleyebiliriz.

Max Payne 3 Mayıs ayında PC için çıkıyor. Özellikle o aylarda geleneksel olarak yaşanan oyun kıtlığını düşünürsek, Max'i ve garip macerasını baş tacı etmemek için çok az neden var.

İLGİLİ ÜRÜNLER

58,00 TL
29,00 TL
Türk Telekom internet müşterilerine özel
2,42 TL x 12 ay taksitle!
programattik