LEGO: The Lord Of The Rings İnceleme

Önceki LEGO oyunlarının neye benzediğini biliyorsanız LEGO The Lord of the Rings sizi hiç şaşırtmayacak. Sevdiğimiz bir diğer evrendeki karakterleri LEGO figürleriyle değiştiren yapım, aynı formülü Orta Dünya'ya taşıyor. Elendil, Elrond ve Isildur ile başladığımız macera Yüzük'ün Bilbo'dan Frodo'ya geçmesiyle devam ediyor ve Çıkın Çıkmazı'ndan Doğu'ya doğru yol aldıkça onlarca yeni karakter kullanıma açılıyor.

Oyunun geneli kitaplardan ziyade mümkün olduğunca filmlere sadık ilerliyor. Diyaloglar önceki bazı LEGO oyunlarında olduğu gibi homurdanmadan ibaret değil; müzikler gibi seslendirmeler de film serisinden aynen alınmış. Diğer yandan, LEGO oyunlarının esprili dilini yaşatıyor LotR. Mesela oyunun hemen başlarında, Yüzük'ün üzerindeki yazılar Frodo onu ateşe atınca değil, bir fincan çayın içine düşürünce beliriyor. Yüzük de yüzük değil, simit boyutunda mübarek. Oyun boyunca nadiren ciddi bir atmosferle karşılaşıyorsunuz ki o da çoğunlukla Howard Shore'un bestelerinin etkisiyle oluyor.


Tahmin edebileceğiniz üzere LEGO LotR fazlasıyla rahat bir oyun. Ölen karakterler bir-iki saniye içinde yeniden canlanıyor. Sauron, Balrog, Witch-King gibi boss savaşları dahi gayet basit, hatta bazen doğru tuşa doğru zamanda basmaktan ibaret. Hedef kitlesi göz önüne alındığında bu zorluk seviyesinin doğru bir seçim olduğu düşünülebilir. Size sürekli ne yapmanız gerektiğine dair ipuçları veriyor ve seçeneklerden bu ipuçlarını kapatsanız bile bulmacaların pek düşündürücü bir yanı yok. En fazla, bulunduğunuz ortamdaki hangi nesneleri kiminle parçalamanız gerektiğine kafa yoruyorsunuz ki önünüze ne çıkarsa parçalayınca ona da gerek kalmıyor. Neyse ki oynanabilirlik açısından ciddi bir sıkıntısı yok oyunun; kontroller ve kamera açıları -çoğu zaman- beklediğiniz gibi işliyor.

Oyundaki her karaktere özel birer yetenek verilmiş. Legolas ile yükseklere zıplayıp uzak hedefleri vurabilirken, Gimli ile çatlak duvar ve zeminleri kırabiliyorsunuz. Sadece Sam'in ateş yakabiliyor olması tuhaf kaçıyor ama artık o kadarını görmezden geliyorsunuz. Karakterler arasında bir de boy ayrımı var: Uzun boylular, kısa boyluları atıp tutabiliyor (Khazad-Dûm köprüsünü anımsayın). Kısa boyluların avantajıysa ufak deliklerden girip çıkabilmek. Bu işleyişten ötürü karakterler arasında sürekli geçiş yapmanız gerekiyor. Co-op oynarsanız işiniz daha kolay, hatta oyunun öncelikli olarak iki kişi beraber oynanacak şekilde tasarlandığı söylenebilir. Popüler karakterleri her halükarda daha sık kullanıyorsunuz (Pippin'le bir ömür geçmez zaten) ve oyunun ilerleyen bölümlerinde, özel yetenekleri herhangi bir karakterde kullanabilmenizi sağlayan eşyalar üretme imkânınız da var. Eşya üretimi, Orta Dünya'daki en değerli maden olan Mithril aracılığıyla gerçekleşiyor. Topladığınız parçalarla demir ustasına gidiyorsunuz, körüğün üzerinde biraz tepiniyorsunuz ve ta-da! Eşyanız hazır.


LEGO LotR'un bizi en çok şaşırtan yanı, ana öyküyü tamamladığımda oyunun ancak üçte birini bitirdiğimizi görmek oldu. Traveller's Tales, Orta Dünya'yı serbestçe dolaşabildiğiniz açık bir dünyaya dönüştürmüş ve içine sizi oyalayacak yan görevler koymuş.

LEGO LotR serinin hafif hayranları ve de küçük yaştaki oyuncular için gayet iyi bir seçim. Hele ki önceki LEGO oyunlarını oynamadıysanız ve bunu bir başkasıyla beraber, co-op oynama olanağınız varsa, çok iyi bir seçim.

programattik