Hitman Absolution İnceleme

Sürpriz sonu ve şaşırtıcı hikâye anlatımıyla oyunculara 2005 yılında veda eden Blood Money'den sonra Hitman serisinden uzun süre ses çıkmamıştı. Aradan 7 sene geçti ve yapımcılar, oyun dünyasının en tehlikeli karakterlerinden biri olan “Ajan 47” yi tekrar sahneye çıkarttı. Ajanımız, bu sefer “Absolution” isimli oyunla karşımızda ve beraberinde çok fazla tartışmayı da yanında taşıyor.

Hitman: Absolution ilk duyurulduğunda neredeyse tüm oyun dünyası tarafından olumlu şekilde karşılanmıştı. Ancak daha sonra yayınlanan videolar ve verilen röportajlar, Hitman serisinin kemik taraftarlarını kızdıracak cinstendi. Oyun dünyasının en soğukkanlı katili Ajan 47, yeni oyunda taşıdığı silahlardan mermi kusuyor, düşmanlarını bombalarla yok ediyor ve bir çatışmadan diğerine koşuyordu. Ne Hitman'in önceki oyunlarında böyle bir şey vardı, ne de oyuncuların beklediği yeni Hitman oyunu böyleydi. Ancak korkulan olmadı, önce yapımcılar tarafından “merak etmeyin, eskiye sadık kalıyoruz” mesajları verildi, sonra da Hitman: Absolution piyasaya çıkıp olumsuz beklentileri sildi attı.


Serinin ilk oyunlarına yetişemeyenler için, Absolution'un hikâyesine geçmeden önce ana hikâyeyi özetlemekte fayda var. İtalya'da bulunan bir bilim örgütü, suçlularla savaşmak için klonlama tekniğini kullanarak ufak çapta bir ordu üretmeye karar verir. Amaç, Dünya'nın en tehlikeli suçlularından alınan DNA'larla üretilen bu klonları küçük yaştan itibaren eğitip, suçluları ortadan kaldırmak için kullanmaktır. Bu klonların içerisinde, ana karakterimiz olan “Ajan 47” daha farklıdır ve tutulduğu hapishaneden kaçarak bu topluluktan uzaklaşır. Onu eğiten doktorlarından birini iğneyle delik deşik ettiğinde, doktoru tarafından “çok hızlı” olarak nitelendirilmiştir. Topluluktan kaçtıktan yıllar sonra, topluluğun merkezine geri dönen “Ajan 47” hem kendi klonlarını öldürür, hem de insan klonlamayla alakalı tüm belgeleri alarak oradan uzaklaşır. Daha sonrasında ICA HQ ismi verilen bir kiralık katil firmasında çalışmaya başlar ve seneler boyunca sadece “Diana” ismindeki bir kadınla iletişim kurarak görevlerini alır. Karakterimize “Ajan 47” denilmesinin sebebi de, üretim sırasında sahip olduğu barkodun (kafasının arkasında da yazılı olan) sonunun 47 ile bitmesidir; 640509-040147.

2000'deki ilk oyundan bu yana yanımızdaki tek karakter olan Diana, Absolution ile çok farklı bir konuma yerleşiyor. Senelerdir görevlerimizi aldığımız Diana, bir nedenden ötürü sahip olduğu tüm bilgileri sızdırarak hem örgütü hem de Ajan 47'yi açığa çıkartıyor. Bu olayın ardından ise örgüt tarafından belki de Ajan 47'nin aldığı en zor görev teslim ediliyor; Diana'yı öldürmek.

Basit olarak bu hikâyeyle başlayan Absolution, elbette çok daha derin ve iyi kurgulanmış bir senaryo üzerinden işliyor. Diana'nın bilmediğimiz hikâyesi ortaya çıktığında, seride ilk defa Ajan 47'nin duygusal anlamda ikileme düştüğünü, “soğuk kiralık katil” kimliğinden saniyelik de olsa çıktığını görüyoruz. Bu oyunun atmosferine darbe vuran bir detay değil, aksine Ajan 47'nin kafasından geçenleri anlamak adına çok daha gerçekçi bir anlatım şekli.

Oyun çıkmadan önce aylarca konuşulan “oyundaki gizlilik kalktı mı?” tartışmalarına yapımcı IO Interactive oldukça etkileyici bir çözüm bulmuş durumda. Oyunda toplamda beş zorluk seviyesi bulunuyor. Bu zorluk seviyeleri, diğer oyunlarda olduğu gibi sadece düşman sayısını arttırmakla kalmıyor, yapay zekadan gizlilik ayarlarına, ekipmanlardan diğer tüm detayları etkiliyor. Absolution'u videolarda gördüğümüz gibi aksiyonu bol bir oyun olarak oynamak isteyen oyuncular “kolay” ve “normal” zorluk seviyesini seçebilirler. Bu seviyelerde hem Ajan 47'nin yetenekleri çok büyük bir artı oluyor, hem de düşmanlarınız normalden daha yavaş tepkiler veriyorlar. Ama işi serinin geneline uygun olarak “sessizlik” tabanında oynayacaksanız, devreye “zor”, “uzman” veya hepsinin ötesinde “özcü” olarak adlandırılan zorluk seviyeleri giriyor. Oyun zor seviyede bile istediğimiz gizlilik kıvamına gelirken, uzman ve özcü seviyesinde oynarken yaptığınız tüm hareketleri önceden hesaplamanız gerekiyor. Özellikle “özcü” zorluk seviyesi, en ufak bir hatanızı bile affetmeyecek derecede gerçekçi tasarlanmış.


Hitman: Absolution hakkında en çok eleştirilen yeniliklerden biri de “Instinct” ismi verilen ve Türkçe'ye “iç güdü” olarak çevirebileceğimiz bir sistem. Senelerdir kiralık katillik konusunda tecrübe kazanan ve bu alanda en iyisi olan Ajan 47, senelerin getirdiği tecrübeyle yepyeni bir yeteneğe kavuşmuş durumda. Kolay zorluk seviyelerinde kendini yeniden dolduran iç güdü özelliği sayesinde, düşmanları duvarların arkasından görebiliyor, yürüme rotalarını ortaya çıkartabiliyor, sizi fark edecekleri sırada kullanarak durumdan kurtulabiliyorsunuz. İç güdü özelliği zor seviyelerde de var, ancak bir kere kullandığınızda yenilenmiyor ve oldukça stratejik bir öneme kavuşuyor.

İç güdü özelliğini en çok kullanacağınız durumlar, yine Absolution ile seriye eklenen yeniliklerden birini oluşturuyor. Artık düşmanlarımızın yapay zekaları tek bir sistem üzerinden değil, birbirinden farklı sistemler üzerinden işliyor. Örnek vermek gerekirse, bir özel korumayı indirip kıyafetlerini giydiğinizde, diğer özel güvenlik çalışanları sizinle konuşmaya başlıyor. “Sen yenisin sanırım.” dan tutun da “Seni daha önce hiç görmedim.” e varan gerçekçi konuşmalar sürerken, bir yandan da yapay zekanın dikkati size doğru yönelmeye başlıyor. İşte bu gibi durumlarda iç güdü özelliğinizi kullanıp düşmanlarınızın dikkatini dağıtmanız gerekiyor. İç güdü özelliğinizi kullandığınızda normal şartlara göre biraz daha çabuk vazgeçiyorlar ve siz de rahat bir nefes alıyorsunuz. Ancak bu gibi durumlarda iç güdüyü kullanmazsanız, daha tehditkar sorular sormaya başlıyorlar ve bir süre sonra da peşinizden koşarak sizi yakalamaya, hatta tamamen anladıklarında da öldürmeye çalışıyorlar.

İç güdü özelliğine bağlı olarak seriye eklenmiş diğer yenilik ise, yapay zekanın aynı meslek gruplarında daha hızlı işliyor olması. Yukarıdaki örneğe dönecek olursak, bir özel güvenlik takımıyla ortalarda dolaştığınızda, oradaki polisler sizi pek takmasa da, özel güvenlik elemanları çok daha dikkatli oluyor. Aynı şekilde bir polis üniforması giydiyseniz, polislerin yanından geçerken daha fazla dikkat çekiyorsunuz. Bu yüzden Ajan 47'yi yönlendirirken genel tabloya da iyi bakmalı, izleyeceğiniz rotayı da buna göre oluşturmalısınız.

Oyundaki zorluk seviyelerine bağlı olarak oynanışınızı değiştirebileceğiniz için, artık görevlere istediğiniz silahlarla başlama geleneği de sona eriyor. Her görev öncesinde oyun tarafından belirlenmiş ekipmanlara sahip olarak o göreve başlıyorsunuz. Bu da çok güçlü silahlar ile bölümleri çok rahat geçmenizi engelliyor. Zaten oyunu doğasına uygun olarak sessiz şekilde ilerleyerek oynayacaksanız, boğma teli dışında pek de fazla şeye ihtiyacınız kalmıyor. Sessizlik demişken, herhangi bir düşmanınızı öldürdükten sonra cesedini ortada bırakmak hala intihar anlamına geliyor. Böyle yaptığınızda kısa süre içerisinde fark ediliyor ve bir anda alarm çalmaya başlıyor. Özellikle daha zorlu seviyelerde oynarken alarm bir kez çaldığında bu onlarca düşman ve neredeyse ölüm anlamına geliyor. Bu yüzden öldürdüğünüz her düşmanın cesedini saklayacak bir yer bulmak da en az o düşmanı öldürmek kadar önemli. Bu arada cesetleri dolaplardan çöp konteynırlarına kadar çok farklı yerlere saklayabiliyorsunuz. Yine oyunu sessiz şekilde oynarsanız, zaman zaman düşmanlarınızın dikkatini dağıtma ihtiyacı hissediyorsunuz. Bunu da çevreden bulacağınız eşyaları farklı yerlere atarak yapıyorsunuz. Bunu yaptığınızda düşmanlarınız doğal rotalarından çıkıyorlar ve bu da size kısıtlı da olsa hareket imkanı sağlıyor. Böylece düşmanınızı karanlık bir yere çekip orada öldürebiliyor, ya da onu çok ters bir yere yolladıktan sonra hiç dokunmadan ilerleyebiliyorsunuz. Bunların tamamı sizin oynanış taktiklerinize bağlı.


Ajan 47'yle çıkacağınız her görev ana hikâyeyi anlamanız açısından oldukça önemli elbette. Ancak bunun yanında her görevin içerdiği ekstra kazanımlar da oyunu tekrar oynamanız için önemli bir neden. Bir haritadaki tüm kostümleri bulmak, tüm silahları ele geçirmek, haritadaki tüm düşmanları öldürmek ya da hiçbirini öldürmeden hedefe ulaşmak gibi çok farklı kazanımlar var ve bunları yaptığınızda bölüm sonunda çok daha fazla puan kazanıyorsunuz. Bu puanlar ise Absolution'un en iddialı olduğu farklı bir oyun modu için işe yarıyor; Contracts. (Kontratlar)

Hitman'ı Hitman yapan ana senaryosu, bu konuda tüm oyun dünyası hem fikir ama yapımcılar Absolution ile birlikte yepyeni bir fikir de denemiş durumda. Contracts ismini verdikleri bu modda, dünyadaki tüm oyuncular tarafından yaratılan bölümleri oynama imkanına erişiyor, hatta isterseniz siz de kendi görevinizi ve kontratınızı yapabiliyorsunuz. Bunun için oyundaki tüm malzemeleri kullanabilir, istediğiniz kişileri hedef olarak seçebilir, “şu kostümle şunu öldür” gibi daha özel görevler verebilirsiniz. Tabii her ne seçerseniz seçin, bunun bir kontrat olması ve diğer oyuncularla paylaşılması için kendinizin onu gerçekleştirmesi gerekiyor. Bu da geçilmesi imkansız bölümlerin ortaya çıkmasını engellemek için güzel bir yöntem. Ayrıca ana hikâyede kazandığınız puanları, bu bölümde yeni silahlar, silahların geliştirmeleri için yeni ekipmanlar ve kostümler almak için kullanıyorsunuz.

İşin teknik tarafına baktığımızda, zaten serinin her oyununda başarılı olan grafiklerin Absolution'da da oldukça iyi bir tablo çizdiğini görüyoruz. Başta Ajan 47'nin modellemesi olmak üzere ana hikâyede karşılaştığımız tüm karakterlerin modellemeleri de oldukça gerçekçi. Hatta yapımcılar bununla kalmayıp, oyun boyunca girebileceğimiz tüm tiplere ve çalabileceğimiz tüm kıyafet çizimlerine o kadar özen göstermiş ki, bölümler boyunca “çok fazla zaman harcanmamış” diyebileceğiniz çizimlere çok nadir rastlıyorsunuz.

Müzik ve seslendirmeler de serinin olmazsa olmazlarından elbette. Absolution bu konuda da serinin çıtasını yükseltiyor ve atmosferi bambaşka hale getiriyor. Hem düşmanlarımızın kendi aralarındaki konuşmaları, hem de olaylara verdiği tepkiler ses tonlarından anlaşılabiliyor. Bu da oynanışınızı etkileyerek bir nevi sizin yolunuzu açıyor.
Serinin tamamında olduğu gibi bu oyunda da her bölümde birden fazla yol olduğu için bölüm tasarımları büyük önem taşıyor hiç kuşkusuz. Bir iki harita tasarımı hariç diğer haritaların tamamı bu kısmî açık dünya yapısına uygun şekilde çizilmiş. Özellikle China Town bölümlerini oynarken haritanın kurgulanmasına ve tasarlanmasına hayran kalacaksınız.


Hitman: Absolution hakkındaki en iyi özelliği ise en sona sakladık. Oyunumuz, tamamen Türkçe desteğe sahip! Evet, menülerden oyun içindeki alt yazılara kadar her şey %100 Türkçe. Oyundaki seslendirmelerde Türkçe seçeneği yok belki ama, altyazıların kalitesi ve uygulanışı tam olarak istenilen düzeyde. Bu sayede Ajan 47'nin son hikâyesini çok daha rahat şekilde dinleyebilecek ve oynayabileceksiniz.

Toparlamak gerekirse, her ne kadar bazı videolarında “saf aksiyon” olarak gözüküp tepki alsa da, çok yaratıcı şekilde oluşturulan zorluk seviyeleri sayesinde tüm oyuncu profillerine uygun olarak tasarlanan Hitman: Absolution, hem serinin genel kalitesini daha da yükseltiyor, hem de özlediğimiz “sessiz sedasız aksiyon” türünün son dönemdeki en başarılı örneği oluyor. Contracts ve arka planda kalsa da çoklu oyunculu modlarıyla da uzun süreli bir oynanış vaat eden Absolution'ı kaçırmayın!

programattik