En Kahraman Batman

Süper kahramanların gerçek olmamasının, çoğu durumda gözden kaçan ama oldukça mantıklı bir açıklaması var; süper kahraman olabilecek herkesin işinin gücünün olması. Bir düşünelim şimdi, nükleer santralde çalışıyoruz diyelim; içeri örümcek sokmaya uğraştığımız süre boyunca işinizi ihmal ederseniz erir orası yahu. Ya da Batman örneğinden gidelim; çok zengin birinin suçla savaşması, elindeki şirketi, yönetim kurulunu falan bırakması anlamına geliyor. Hadi diyelim bir mucize oldu ve firma siz “kahramancılık” oynarken batmadı. Ama Batman dediğimiz adam bolca dayak da yiyor yeri geldiğinde. Yönetim kuruluna dün gece kafanızı kapıya çarptığınızı, o yüzden gözünüzün morardığını, aynı gece televizyonda dayak yiyen maskeli kahramanla alakanız olmadığını anlatın anlatabiliyorsanız. Yönetim kurulu, radyoaktif tesis gibi büyük işler zaten beni aşıyor, sorun olmaz derseniz, her zaman kafaya kese kâğıdı geçirip suçla savaşmaya çıkabilirsiniz. Ama sakın ola ki sizi uyarmadığımızı söylemeyin çünkü Gotham City Impostors bunun neden iyi bir fikir olmadığını güzelce anlatıyor.



Gotham City Impostors, kapağına bakıp Batman veya Joker’le kapışma hayali kuran oyuncuları fena halde hayal kırıklığına uğratacak bir oyun çünkü oyunda ne Batman var ne de Joker. Gotham, ana karakterlerimiz yerine, şehri korumak veya yok etmek isteyen özentilerin istilasına uğramış durumda. Hani Batman ve Joker mutlaka yanlarında ilginç eşyalar taşırlar. Batman’in yüksek teknoloji ürünü oyuncakları ve batarangı vardır misal. Joker'se temaya uygun giyinir. Asit fışkırtan şaka çiçeği olsun, çivili palyaço ayakkabıları olsun, gerektiğinde elinin altında kullanabileceği bir şeyleri mutlaka vardır. Bu şekilde bakıldığında özellikle Batman olmak isteyen sıradan birinin, böyle pahalı oyuncaklara sahip olamayacağını tahmin etmek güç değil. İşte tam bu durumda yaratıcılık devreye giriyor. Bu manyaklar paten, tırmanma kancası, hava akımları altında şişip balon olan pelerin gibi çakma kahraman eşyaları yaratmakla kalmamış aynı zamanda onları kullanıyorlar da.

Batarang her zaman sahibine döner

Temasında Batman olan bir oyunda silahlar ve hatta ciddi çatışmalar oluşunu insan başta yadırgıyor ama zamanla alışıyor da. Oynanış dinamikleri zaten günümüzün savaş temalı FPS’lerinden çok farklı sayılmaz. Tam açıklamak için Team Fortress 2’nin içine Call of Duty kaçmış desek yeridir. Oyuna belirgin bir sınıf sistemi fazlasıyla hâkim durumda. Asıl fark yaratan kısım, araç gereçler. Yukarıda saydığımız kanca, pelerin gibi temel malzemelerden birini seçtikten sonra geriye kalan şeylerin öyle çok kahramanca olduğunu söylemek güç. Bomba sınıfı eşyalarda, patlayan hediye kutusu gibi ilginç tercihler var ama geriye kalan şeyler hani Battlefield 3’e koysan göze batmayacak türden top tüfek benzeri silahlar.

Yine de Impostors, oynaması oldukça keyifli bir oyun. Bölümlerin tamamı dar tasarlanmış olmasına rağmen patenle atlanacak, uçulacak çok sayıda nokta var. Oyun boyunca iki tarafın da olayı iyice abarttığını düşünürsek, uçan kaçan, sağa sola atlayan tiplerle boğuşmak fazlasıyla eğlenceli olmuş. Zaten sadece çok oyunculu olarak oynanan Impostors’ı saatlerce oynamıyorsanız bilin ki bunun tek ama tek nedeni seslendirmelerdir. Hani seslerin kendisinde sorun yok ama nedendir bilinmez oyunda çok boğuk ve alttan gelecek şekilde kullanılmışlar.

Gotham City Impostors’ın değil sadece çoklu olarak oynanan bir oyun olarak oldukça keyifli olduğunu düşünüyoruz.
programattik