Futbol çılgınları için hala en iyisi

Football Manager'ın büyüme potansiyeli hiçbir zaman FIFA veya PES’le yarışacak güçte olmadı, bunun imkânı da yok zaten. Futbol menajerliği denilen kavram, özellikle oyun dünyası söz konusu olduğunda "suyunun suyu" kavramına denk düşüyor. SI Games’in böyle dar bir kitleye hitap eden bir oyunla bu kadar başarılı olmasının nedeni, bu kitleyi dinleyip oyunu onların isteklerine göre şekillendirmesinde yatıyor. Diğer yandan, bu söz dinleme meselesinde işin ucu koparsa Sports Interactive’in yeni oyuncuları korkutacak bir canavar yaratması da fazlasıyla olası. İçiniz rahat olsun, Football Manager 2012 henüz o canavara dönüşmemiş ama üzerinde taşıdığı ufak izler, canavarın çok da uzakta olmadığını hissettiriyor. 

 

İki yabancı kuralı

 

Öncelikle şunu söyleyelim:Dışarıdan bakıldığında FM 2012 serinin önceki oyunlarından çok da farklı değil. Arayüz olsun, oynanış yapısı olsun öyle abartılı değişikliklere gidilip risk alınmamış ki bu gayet mantıklı. Her zaman olduğu üzere bir menajer yaratıp ülkemizi, sevdiğimiz takımı ve benzeri bilgileri girip, katılacağımız ligleri seçtikten sonra oyuna başlıyoruz. Ve bir sürprizle karşılaşıyoruz: İlk defa bir FM oyununda eğitim modu görüyoruz. Gerçi bizim gibi FM ile büyümüş kurtları pek ilgilendirmeyecektir ama seriye yeni başlayan oyuncuların dağ gibi büyüyen menü ve seçeneklere artık mezbahaya giden kuzular gibi bakmayacağını bilmek hoş.Böylelikle seriye yeni bağımlıların kazandırılması da kolaylaştırılmış.

 

Football_manager_2012

 

Oyunda yeni denebilecek fazla bir özellik yok ama mevcuttaki hemen her şey daha da derinleştirilmiş. Biz Galatasaray’la oyuna başladık. Böylece ekstra transfere büyük bütçeler ayırmaktan da kurtulduk. Hatırlarsanız Galatasaray’ın bu sene Hasan Şaş’tan Ümit Davala’ya uzanıp giden oldukça renkli bir yardımcı antrenör kadrosu vardı. Burada da aynı kadro değişmeden görevine devam ediyor. Birkaç hazırlık maçı ve satılan oyuncunun ardından, takımımızı az çok kurduk ve teknik ekiple ilk toplantıma girdik. Toplantı demişken, FM2012’de toplantı mantığı geliştirilmiş ama çok da ahım şahım bir şey değil. Eskiden sadece teknik ekipten bilgi isterken artık bunu düzenli aralıklarla, zorunlu olarak yapmak gerekiyor.

[editor:Bir noktada çok sevdiğimiz Ümit Davala, bana “Bu adamlar iyi çalışmıyor, antrenman temposunu ağırlaştırmamız lazım” dedi ve o noktada ipler koptu. ]Eskiden de FM serisi, her şeyin derdiyle birebir olarak uğraşmayı gerektiren bir oyundu ama FM 2012 kreş gibi olmuş. Futbolcular laftan anlamıyorlar bir kere. Hadi adamı ağır antrenmanlara katlanmaya ikna ettiniz, bu sefer bir başka sorun çıkarıyor. Öbür yandan Ersun Yanal olsun, Rıdvan olsun medya yoluyla daha maça çıkmadan şampiyon olup olamayacağımı sorguluyorlar. Eskisi gibi maç günü gelene kadar, günleri hızlıca atlamayı unutun yani. Takım taktiğe tam anlamıyla alışana kadar, antrenmanlara ciddi olarak odaklanıp taktiği öğrenmelerini beklemeniz gerekiyor.  

 

Menajerler

 

Eskiden olsa “Çıkın bu maçı kazanın” derdik ama işler artık değişmiş. Şöyle düşünün, “Ne biçim oynuyorsunuz siz?” sorusunu ağlayarak soran bir Fatih Terim ve öfkesinden dolapları yumruklayıp göçerterek bağıran bir Fatih Hoca’nın oyunculara farklı etkisi olur elbette. İkisinden hangisinin daha etkili olacağını soruyorsanızburada kamera oyunculara dönüyor. Zira üslubunuzla bir oyuncuyu motive ederken bir diğerini gerebiliyorsunuz ve onunla ayrıca konuşmanız gerekebiliyor. Örneğin Felipe Melo toplu konuşmamdan gaza geliyorsa, onunla bir de başbaşa konuşup iyice coşturabiliyorsunuz. Sonra gidip ilk dakikada kırmızı kart görüyor, orası ayrı.

Transfer meseleleri ve menajer ilişkileri de düzeltilen konulardan biri. Mesela hepimiz genelde alt liglerden takımları üst liglere çıkarıp mucizevi hikâyeler üretmeye bayılırız. Fakat önceki oyunların çılgın menajerleri yüzünden bu pek mümkün olmuyordu. 50 bin - 100 bin dolarlık bütçesi olan takıma 33 yaşında, nereden baksan 2-3 milyon dolarlık bir oyuncu tavsiye etmek nedir yahu? Hadi diyelim bir mucize oldu, parayı 10 yıllık taksitlere böldük, bu adam zaten 2 yıla kalmaz elden ayaktan düşecek. Aklı olan herkes o oyuncuya o paranın verilmeyeceğini bilir. Artık gıcık menajerlere "Bana böyle adamlarla gelmeyin" deme şansınız var.

Takımınızdan, hatta oynadığınız ligden sıkılırsanız artık oyunun neresinde olursanız olun başka bir ligi oynanabilir olarak oyuna ekleme şansınız var. Yıllar sonra bile olsa SI Games’in aklına bu hoş özelliğin gelmesi iyi olmuş. Zira insan belirli bir noktadan sonra oyuna baştan başlayınca gerçekten çok yabancılaşıyor.

 

Football_manager_2012

 

Her şeye rağmen Football Manager’ın yolu yol değil. Çünkü oyun derinleşmesine derinleşiyor ama karşılığında sahip olduğu yüksek tempoyu ufak ufak kaybediyor. Dahası artık eskiden olduğu gibi ulaşılabilir de değil. Sözde pek çok özellik yardımcılara bırakılabiliyor ama bunun da zararları var. Barcelona veya bir başka takımda olsa sorun yok ama küçük takımların yardımcı antrenörleri gerçekten futboldan anlamıyorlar. Bunun sonucuna ise maç günü geldiğinde siz ve takımınız katlanıyor oluyorsunuz.

Football Manager 2012 serinin bağımlılarını kesinlikle hayal kırıklığına uğratmayacak bir oyun olsa da, ilk defa FM oynayacak olanların eline yapışıp kalabilir. Oyun derinleşirken, bu kadar ulaşılmaz hale gelmesi, ciddi ciddi oynarken her gün alakasız angaryalarla tekrar tekrar ilgilenip uğraşmayı gerektirmesi hoş değil. Her şeye rağmen içinizdeki futbol canavarını tatmin etmenin en iyi yolu hâlâ FM’den geçiyor.

programattik