Dead Island GOTY Edition ile tatil planlarımızı şenlendiriyor!

Dead Island, sizi devasa bir adanın ortasında ne yapacağınızı bilemez halde müthiş bir hayatta kalma savaşının ortasına bırakıveriyor:  Ele geçirdiğiniz her türlü ezici, delici, kesici aleti ve oyunun ilerleyen bölümlerinde de ateşli silahı kullanarak hayatta kalmaya ve adadaki insanların size vereceği görevleri yerine getirmeye çalışıyorsunuz.

Banoi Adası adlı bu tropik cennette tatil yapan dört karakterden birini seçerek başlıyoruz oyuna. Her karakter için ayrı bir arka plan hikâyesi yazılmış ancak bunun oyuna hiçbir etkisi yok. Bu dört karakterimizin farklı uzmanlık alanları bulunuyor: Biri çekiç, balta gibi silahları iyi savurabilirken, bir diğeri keskin ama küçük silahları iyi kullanabiliyor. Biri ateşli silahlar konusunda uzmanken, diğeri nesneleri iyi fırlatabiliyor. Tüm bu uzmanlıkların etkisini oyun içinde çok az hissediyorsunuz. Bunun sebebi yetenek ağacının sonlarına yaklaştığınızda elinizde aşağı yukarı benzer karakterler olması.

Oyunda basit bir yetenek ağacı bulunuyor. Karakterinize seviye atlattıkça üç farklı dalda yeteneklerinizi geliştirebiliyorsunuz: Fury, Combat ve Survival. Oyunda bir gaza gelme mekanizması var… Zaman zaman karakteriniz gaza gelip etrafındaki tüm zombileri birer birer kesebiliyor. İşte Fury, bu özelliğinizi geliştirmenize yarıyor; ne kadar hızlı öfkeleniyorsunuz, nelerden gaza geliyorsunuz Fury bunları belirliyor. Combat ise adından da anlaşılabileceği üzere bazı güçlü hareketleri öğrenmenize yarıyor (mesela ağır yakın silahlar konusunda uzman Logan etrafındaki düşmanları bir hareketle dağıtmayı öğrenebiliyor.) Survival ise hayatta kalma konusundaki yeteneklerinizi belirliyor… Para bulma şansınızı artırıyor, düşmanların dikkatini daha az çekmenizi sağlıyor, sağlığınızı ve dayanıklılığınızı artırıyor.  Bu yetenekleri kazandıkça da karakterler arasındaki fark biraz daha azalmaya başlıyor ki zaten oyun boyunca da pek hissetmiyorsunuz.



Oyunu benzerlerinden ayıran en belirgin özelliği hayatta kalma temasını ciddi anlamda oyunun tüm mekaniklerine işlemiş olması. .. Oyun zor, hem de oldukça zor. Elinize öyle roketatarlar, otomatik tüfekler alıp ortalığı dağıtma diye bir olayımız yok. Etrafınızda son derece zor ölen düşmanlar cirit atıyor ve siz de elinize ne geçerse onlara karşı kullanmaya çalışıyorsunuz. Elinize ne geçerse derken, kazmadan, kürekten ya da beysbol sopalarından bahsediyoruz ve evet, oyunun üçte ikisinden fazlası yakın dövüşle geçiyor. Ve siz canhıraş bir şekilde hayatta kalmaya çalışırken bu silahlar eskiyor, kırılıyor ve eskisi kadar hasar vermemeye başlıyor. Kısacası elinizdeki silahları adam akıllı yönetebilmeniz gerekiyor. Bunun için etrafta bulabileceğiniz masaları kullanabiliyorsunuz. Bu masalarda elinizdeki silahları tamir edebiliyorsunuz. Eğer yanınızda bir de yeni bir silah için tarifiniz varsa, gerekli malzemelerle bunu da üretme şansınız var.  Bu noktada iki tavsiyem olacak, birincisi, etrafta ne bulduysanız toplamaya çalışın, eninde sonunda mutlaka işe yarıyorlar; ikinci olarak elinizdeki silahları fırsat buldukça tamir edin çünkü böylesi her zaman için çok daha ucuza geliyor.

Dead Island daha ilk dakikadan sizi öylece ortada bırakmakta hiç beis görmüyor ki bence oyunu güzel yapan taraf bu. Etrafta adanın diğer hayatta kalanlarıyla karşılaştığınız zaman onlardan görevler alıyorsunuz ama bu görevleri nasıl yapacağınız tamamen size kalmış. Diyelim bir yerden, birini kurtarmanız gerekiyor ve girmeniz gereken noktanın önünde müthiş bir zombi kalabalığı var. Benzinlikten bir bidon kapın, içine benzin doldurun, savurun aralarına ve yakın gitsin hepsini. Oyun bu şekilde taktikler kullanmanıza izin verdiği için hayatta kalma oyunu sıfatını sonuna kadar hak ediyor. Dead Island sizi olabildiğince serbest bıraktığı için hikâye anlatımından ödün vermiş ama bu işin doğasında bu var ne yazık ki… İkisini doğru yapınca ortaya bir klasik çıkıyor takdir edersiniz.

Oyunun görev yapıları pek öyle çeşitlilik göstermiyor ancak hedefe giderken bin çeşit farklı taktik kurgulayabildiğiniz için bu durum pek umurunuzda olmuyor. Yani görevler kendi içinde çeşitlilik sunabiliyor ama birbirinden farklı onlarca görev çeşidi beklemeyin. Genelde ya birilerini kurtarıyor ya da bir yerlerde kaybolmuş cephaneliği araştırıyorsunuz. Elbette kapalı bir yolu açtığınız ya da kurtuluşa giden ipuçlarını kovaladığınız görevler de bulunuyor. Görevleri yaptıkça seviye atlıyor ve karakterinizi daha güçlü kılıyorsunuz. Fakat bu noktada önemli olan yan görevleri gerçekten takip etmenizin gerekliliği… Farklı silahları üretmek için gerekli olan tarif ya da planların birçoğunu yan görevlerin sonunda elde edebiliyorsunuz. Hayatta kalmak için bu planlara gerçekten ihtiyacınız var. Bu nedenle mümkün olduğu kadar bu yan görevleri atlamadan yapmalısınız. 

Oyunun iyi tarafları çok daha baskın. Yapımcı Techland gayet sıkı bir çalışma koymuş ortaya ve yapmaya çalıştıkları şeyi başarabilmişler, en azından ben bu hissiyatı yakaladım. Kocaman bir adanın ortasında, gerek yaya, gerekse de araç kullanarak dilediğinizce gezip yaşayan ölülerin ortasında hayatta kalmaya çalışmak ve bunu ciddi anlamda zorlanarak başarabilmek için elbette ki yetenekli bir ekip gerek. Belki oyunun hikâyesi ve anlatımı kuvvetli değil ancak yaratılmış olan atmosfer gayet başarılı. Özellikle oyunun çatışma hissine bayılacaksınız. Düşmanlarınız üzerinde çok katmanlı hasar modellemesi var ve elinizdeki silahın etkisine göre karşınızdaki düşman öylesine gerçekçi dağılıyor ki birkaç kez gözlerinizi kaçıracağınıza eminim. Karşımızda son derece sert, zor ve gerçekçi bir oyun var ki sanırım Techland’in başından beri istediği de böyle bir şeydi.

Oyunun gerçek keyfi ise birkaç arkadaşla birlikte oynanınca çıkıyor. Oyun boyunca eşyaları, silahları değiş tokuş edecek ve birlikte omuz omuza savaşacaksınız. Zaten oyunu oynarken bir matchmaking sistemi arkada çalışıyor ve sizinle aynı durumda bir oyuncu varsa oyun size içinde bulunduğunuz bölümü birlikte oynamak isteyip istemediğinizi soruyor. Oyunu kesinlikle başından sonuna kadar dört kişi oynamanızı öneriyoruz.



Tabii Dead Island çıkalı bir süre oluyor, bizim burada incelediğimiz Game of the Year (GOTY) versiyonu ise bu süre zarfında çıkmış olan oyuna ait ek paketleri ve ek özellikleri de içeriyor. Bunların en önemlisi Ryder White DLC'si, oyunda karşılaştığınız bir karakter olan Ryder White'ın hikayesini oynamanızı sağlıyor. Ana oyun içinde önemli bir yere sahip olan White'ın hikayesini, onun bakış açısından görmek oyunu zenginleştiriyor.

Bunun haricinde oyuna Bloodbath Arena adlı yeni bir bölüm ekleniyor. Kendine ait bir hikayesi olan bu bölümde üstünüze dalga dalga gelen zombilere karşı takım arkadaşlarınızla birlikte veya tek başınıza hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. Bu bölümdeki zombilerden özel silahlar ve bayağı yüklü miktarda para düşüyor ki bunları alıp ana oyunda daha rahat bir şekilde hayatta kalabilirsiniz!

Uzun lafın kısası Dead Island bizlere müthiş bir hayatta kalma mücadelesi yaşatıyor. Zor ve emek gerektiren oyunları seven sabırlı bir oyuncuysanız asla denemeden geçmemelisiniz.
programattik