Dead Island

Papua Yeni Gine açıklarında Banoi adasındayız. Güneşi, kumsalı ve kocaman tatil köyüyle burası tam bir boş zaman cenneti… Muhtemelen böyle bir yerde tatil yapmak ateş pahasıdır ancak Dead Island’ın karakterleri tam bir kaybedenler kulübü kurmuş gibi görünüyor. Kimi türlü talihsizlikler, kimiyse yanlış seçimler sonucunda kariyerleri dibe vurmuş ve artık hayattaki beklentilerini şans üzerine kurmaya çalışan karakterler bunlar. Zoraki olarak tatil bitip de adayı zombiler basınca biz de bu arkadaşlarla birlikte hayatta kalmaya çalışacağız.

[editor:Hikâye ve anlatım konusunda sıkıntılar çekse de Dead Island, sizi devasa bir adanın ortasında ne yapacağınızı bilemez halde müthiş bir hayatta kalma savaşının ortasına bırakıveriyor. İyi bir hikâye anlatımına sahip bir FPS bekleyenler yanıldılar çünkü Dead Island daha çok Fallout 3’e yakın duran bir oyun. ] 

 

Gökten Kan Yağacak

 

Evet, ne diyorduk? Banoi adasındayız. Bu tropik cennette tatil yapan dört karakterden birini seçerek başlıyoruz oyuna. Her karakter için ayrı bir arka plan hikâyesi yazılmış ancak bunun oyuna hemen hiçbir etkisi yok. Bu dört karakterimizin farklı uzmanlık alanları bulunuyor. Biri çekiç, balta gibi silahları iyi savurabilirken, bir diğeri keskin ama küçük silahları iyi kullanabiliyor. Biri ateşli silahlar konusunda uzmanken, diğeri nesneleri iyi fırlatabiliyor. Yine de tüm bu uzmanlıkların etkisini oyun içinde çok az hissettiğimi söylemeliyiz. Bunun sebebi yetenek ağacının sonlarına yaklaştığınızda elinizde aşağı yukarı benzer karakterler olması. Evet, oyunda basit bir yetenek ağacı bulunuyor. Karakterinize seviye atlattıkça üç farklı dalda yeteneklerinizi geliştirebiliyorsunuz: Fury, Combat ve Survival. Oyunda bir gaza gelme mekanizması var… Zaman zaman karakteriniz gaza gelip etrafındaki tüm zombileri birer birer kesebiliyor. İşte Fury, bu özelliğinizi geliştirmenize yarıyor; ne kadar hızlı öfkeleniyorsunuz, nelerden gaza geliyorsunuz Fury bunları belirliyor. Combat ise adından da anlaşılabileceği üzere bazı güçlü hareketleri öğrenmenize yarıyor. (Mesela ağır yakın silahlar konusunda uzman Logan etrafındaki düşmanları bir hareketle dağıtmayı öğrenebiliyor.) Survival ise hayatta kalma konusundaki yeteneklerinizi belirliyor… Para bulma şansınızı artırıyor, düşmanların dikkatini daha az çekmenizi sağlıyor, sağlığınızı ve dayanıklılığınızı artırıyor.  Bu yetenekleri kazandıkça da karakterler arasındaki fark biraz daha azalmaya başlıyor ki zaten oyun boyunca da pek hissetmiyorsunuz.

 

Dead_Island

 

Oyunu benzerlerinden ayıran en belirgin özelliği hayatta kalma temasını ciddi anlamda oyunun tüm mekaniklerine işlemiş olması. Geliştirici Techland’in yaptığı en iyi şey de bu… Oyun zor, hem de oldukça zor. Elinize öyle roketatarlar, otomatik tüfekler alıp ortalığı dağıtma diye bir olayımız yok. Etrafınızda son derece zor ölen düşmanlar cirit atıyor ve siz de elinize ne geçerse onlara karşı kullanmaya çalışıyorsunuz. Elinize ne geçerse derken, kazmadan, kürekten ya da beyzbol sopalarından bahsediyoruz ve evet, oyunun üçte ikisinden fazlası yakın dövüşle geçiyor. Ve siz canhıraş bir şekilde hayatta kalmaya çalışırken bu silahlar eskiyor, kırılıyor ve eskisi kadar hasar vermemeye başlıyor. Kısacası elinizdeki silahları adam akıllı yönetebilmeniz gerekiyor. Bunun için etrafta bulabileceğiniz masaları kullanabiliyorsunuz. Bu masalarda elinizdeki silahları tamir edebiliyorsunuz. Eğer yanınızda bir de yeni bir silah için tarifiniz varsa, gerekli malzemelerle bunu da üretme şansınız var.  Bu noktada iki tavsiyemiz olacak, birincisi, etrafta ne bulduysanız toplamaya çalışın, eninde sonunda mutlaka işe yarıyorlar; ikinci olarak elinizdeki silahları fırsat buldukça tamir edin çünkü böylesi her zaman için çok daha ucuza geliyor. 

 

Ölüler Turizmi

 

Dead Island daha ilk dakikadan sizi öylece ortada bırakmakta hiç beis görmüyor ki oyunu güzel yapan taraf bu. Etrafta adanın diğer hayatta kalanlarıyla karşılaştığınız zaman onlardan görevler alıyorsunuz ama bu görevleri nasıl yapacağınız tamamen size kalmış. Diyelim bir yerden, birini kurtarmanız gerekiyor ve girmeniz gereken noktanın önünde müthiş bir zombi kalabalığı var. (Elbette ki elinizdeki malzemeleri idareli ve akıllı kullanarak ilerlemeniz gerektiğini unutmuyorsunuz.) Benzinlikten bir bidon kapın, içine benzin doldurun, savurun aralarına ve yakın gitsin hepsini. Oyun bu şekilde taktikler kullanmanıza izin verdiği için hayatta kalma oyunu sıfatını sonuna kadar hak ediyor. Dead Island sizi olabildiğince serbest bıraktığı için hikâye anlatımından ödün vermiş ama bu işin doğasında bu var ne yazık ki… İkisini doğru yapınca ortaya bir klasik çıkıyor takdir edersiniz.

Techland bazı şeyleri iyi, bazı şeyleri kötü yapmış ama oyunun iyi tarafları çok daha baskın. Kocaman bir adanın ortasında, gerek yayan, gerekse de araç kullanarak dilediğinizce gezip yaşayan ölülerin ortasında hayatta kalmaya çalışmak ve bunu ciddi anlamda zorlanarak başarabilmek için elbette ki yetenekli bir ekip gerek. Bizce Techland gereken yeteneği ortaya koyabilmiş. Belki oyunun hikâyesi ve anlatımı kuvvetli değil ancak yaratılmış olan atmosfer gayet başarılı. Özellikle oyunun çatışma hissine bayılacaksınız. Düşmanlarınız üzerinde çok katmanlı hasar modellemesi var ve elinizdeki silahın etkisine göre karşınızdaki düşman öylesine gerçekçi dağılıyor ki birkaç kez gözlerinizi kaçıracağınıza eminim. Karşımızda son derece sert, zor ve gerçekçi bir oyun var ki sanırız Techland’in başından beri istediği de böyle bir şeydi.

 

Dead_Island

 

Bu arada oyunu korsan olarak oynayacaklara da bir çift lafımız var: hiç denemeyin bile. Oyunun gerçek keyfi birkaç arkadaşla birlikte oynanınca çıkıyor. Oyun boyunca eşyaları, silahları değiş tokuş edecek ve birlikte omuz omuza savaşacaksınız. Zaten oyunu oynarken bir matchmaking sistemi arkada çalışıyor ve sizinle aynı durumda bir oyuncu varsa oyun size içinde bulunduğunuz bölümü birlikte oynamak isteyip istemediğinizi soruyor. Oyunu kesinlikle başından sonuna kadar dört kişi oynamanızı öneriyoruz. Uzun lafın kısası Dead Island olmak istediği şey olabilmiş. Bizlere müthiş bir hayatta kalma mücadelesi yaşatıyor. Zor ve emek gerektiren oyunları seven sabırlı bir oyuncuysanız asla denemeden geçmemelisiniz.

programattik