BRINK

Hafif karikatürize, kendiyle de dalga geçmeyi ihmal etmeyen bir siması var Brink’in. Kendinden emin, ne yaptığını biliyor. Tıpkı oyunun geliştirici Splash Damage’ın söylemleri gibi: “Devrimsel, yenilikçi, bir örneği daha olmayan, daha öncekileri unutun…” Eh, daha önce The Guardian tarafından dünyanın en iyi 100 teknoloji şirketi arasında gösterilen, Golden Joystick ödülüne aday olmuş bir geliştirici ekibin iddialı laflarına heyecanlanmamak olmazdı.

Gerçekten de yeni bir şey Brink… Yeni gibi değil; yeni. Daha önce denenmemiş tarzda bir oyun. Hani, daha önce Bulletstorm’da heyecanlanmıştık ya “kill with skill” muhabbetinden… Fakat daha sonra oyun kendi kurduğu tuzağa düşmüştü daha beter FPS klişelerine saplanarak. Brink öyle değil işte. Ne CoD’un, ne de Bulletstorm’un izinden gidiyor. Evet biraz Team Fortress var içinde ama hâlâ FPS’lerin kesişim kümesi içinde kalsa da apayrı bir türün altında kendine yer buluyor Brink. Bir kere oyun herkesin iddia ettiği gibi "sadece" çok oyunculu oynamak için tasarlanmamış; sağdan soldan duyduklarınızı unutabilirsiniz. Öyle önünüze gelenle oynadığınız zaman işin tadı kaçıyor. [editor:Bu oyunu kesinlikle tanıdığınız, bildiğiniz insanlarla rol dağılımı yaparak oynamanız lazım. Brink kesinlikle frag manyaklarına göre değil; aksine görev amaçlı oynayan ve yardımlaşmayı seven oyuncular için hazırlanmış.] 

 

Her Ütopyanın Sonu

 

Dünyayı basan selden sonra insanlık The Ark adı verilen yüzer bir şehir kurmuş. Şehir zamanla umudun sembolü haline gelen bir ütopyaya dönüşmüş. Dönüşebilen enerji, geniş sokaklar ve mutlu insanlar… Fakat dünyanın dört bir yanından gelen mülteciler olayın suyunu çıkarmışlar. Ark zamanla üzerindeki kalabalığı kaldıramaz hale gelmiş. Ayaklanmalar isyanlara, isyanlar iç savaşa dönüşmüş. Şimdi biz, bu çürüyen şehir cesedinin üzerinde tarafımızı seçmek zorundayız. Ark’ı tekrar eski günlerine döndürmek isteyen güvenlik birimlerinden mi taraf olacağız, yoksa burayı hapishane gibi görüp kaçmak isteyen isyancılardan mı? Karar bize kalmış…

Tamam, karar bizim ama tarafımızı seçmek maalesef dış görünüş dışında bir fark yaratmıyor. Öte yandan, karakter yaratma ekranında kafadan bir yarım saat harcayabilirsiniz; o kadar geniş bir kıyafet, dövme vs. yelpazesi koymuşlar ki. Asıl farklılığı sağlayansa sınıf ve kilo seçimleri. “Sınıf tamam da, kilo nedir?” dediğinizi duyar gibiyim. Buna az sonra geleceğiz… Şık bir ana menü karşılıyor bizi ancak kafanız karışmasın, oyun A’dan Z’ye çok oyunculu ortam için hazırlandığından kendinizi lobide sanmayasınız (tek kişi oynarken bile ‘loading’ yerine ‘joining session’ diyor). Tek kişilik bir senaryo var evet ama sizi tamamen multi’ye hazırlamak için konulmuş. Aynı haritalar ve aynı görev tipleri. Multi ve tek kişilik oyun arasında hiçbir fark yok. Ah pardon, bir fark var: Botların zekâsını yazmayı unutmuşlar. Brink’in hem dost, hem de düşman yapay zekâsı yerin dibine girsin. Hiçbir görevi tam olarak yapamadığınız gibi bir de üzerine keklik gibi avlanıyor hepsi. Atış talimi için tek kişi oynayacaksanız bu fikirden vazgeçin. Sadece harita ve görev tiplerine alışmaya bakın yeter.

 

Brink

 

Görev tipleri, Brink’in üzerinde durduğu sağlam ayaklardan biri. Haritalar hem çatışmalar, hem de farklı görevler için gayet akıllıca tasarlanmış. Her bir harita zengin bir içerik ve heyecanlı dakikalar vaat ediyor kısacası. Harita tasarımlarını beğenmemizin bir diğer sebebiyse görevlerin kendi içlerinde de çeşitlilik sunmasını sağlaması. Nasıl yani? Bir oyuna başladığınız zaman bir bomba kurup ekibinize yol açmanız, ardından açtığınız yoldan bir rehine kurtarmanız, sonra kurtardığınız rehineyi haritadan canlı çıkarmanız gerekebiliyor. Bu saydığımız görevleri A noktasından B noktasına düz bir çizgi üzerinde savaşarak ilerleyip tamamlamıyorsunuz. Haritalar o kadar zekice tasarlanmış ki her bir görev farklı taktikler kasmanızı gerektiriyor. İşin bu tarafı feci heyecanlı işte…

Hani az önce karakterinizin ağırlığını seçebildiğinizi söylemiştik ya… Üç tip sıklet var: Ağır, orta, hafif. Karakterinizi ağır yaptığınızda tank modeli aheste ilerleyen ancak öldürülmesi güç bir karaktere sahip oluyorsunuz. Hafif karakterse tam tersi, oradan oraya zıplayabilen, vurulması güç ama çabuk öldürülebilen bir asker. Orta, adı üzerinde, her açıdan dengeli… Kulağa gayet basit gibi geliyor ama görevler içinde yarattığınız varyasyonlar inanılmaz. Mesela tank köşeleri süper tutuyor. Hafif adamımızsa hızıyla haritayı çabucak kolaçan edip düşman rotalarını gözleyebiliyor. Neyse, daha durun; sınıflardan bahsetmedik... Her görevin başında ya da görev içinde erişebildiğiniz terminallerden sınıfınızı belirleyebiliyorsunuz. Sınıflar tanıdık: En iyi ateş eden adamımız Asker; ortalığa mayın döşeyen, makineli yuvası kuran adamımız Mühendis; iyilik meleğimiz Sıhhiye ve düşmanın kılığına girip onları gafil avlamaya çalışan Ajan… Dedik ya işin bu tarafı heyecanlı diye, işte tam da bundan bahsediyorduz. Brink’in zekice tasarlanmış haritalarının içinde sınırsız varyasyonla taktik kasmak müthiş zevkli.

Brink’te bir tutam Mirror’s Edge aroması var. Çok değil, azıcık. Oyundaki karakterlerinizi seri bir şekilde hareket ettirebiliyorsunuz. Yüksek duvarlara tırmanabiliyor ya da yerde kayabiliyorsunuz. Yerinizde durmadığınız gibi bir de bu parkur stili manevraları yakın dövüş tekniği olarak kullanabiliyorsunuz. Bir düşmana yerden kayıp vurduğunuzda sendeliyor ve size onu vurmak için bir-iki saniyelik boş bir alan kalıyor. Elbette ağır bir karakterle bunları yapamıyorsunuz. Ağır sıklet bir karakter duvarın yüksek kısımlarına tırmanamıyor örneğin. Bu nedenle haritanın avantaj getiren noktalarını çok iyi gözlemlemelisiniz.

Belli sınıfların üzerinde yoğunlaşırsanız çok acayip özellikler kazanıyorsunuz. Tüm sınıfların ortak kullanabileceği özellikler olduğu gibi, her bir sınıfın kendine ait özellikleri de bulunuyor. Mesela kendi fırlattığınız el bombasını havadayken vurabilmek gibi manyak bir özellik ekleyebiliyorsunuz karakterinize. Etrafta yürürken radarınızda görünmeyen bir düşman tarafından hedeflendiyseniz bunu direkt hissetmenizi sağlayan bir özellik var. Bulunduğu güvenli noktadan sırtınızı hedef almış sinsi bir sniper’a aniden dönüp ateş açmak kadar karizmatik bir sahne olamaz. Bunun gibi onlarca özellik var ve en önemlisi sınıfların kendilerine kazandırdığı özellikler. Çünkü çatışmalarda farkı yaratan bunlar oluyor. Örneğin, sıhhiye ve mühendis sınıfları herkesi buff'layabiliyor. Sıhhiye, sağlık yenilenme hızını artırabiliyor mesela; mühendis bir saniye içinde cephaneyi eşit olarak herkese dağıtabiliyor, vs. vs… Kısacası oyunun karakteri gayet tutarlı: Takım ol, düzgünce savaş, deneyim puanı al, sınıfını geliştir.

 

Brink

 

Yalnız Denemeyin

 

Bu dengenin şaştığı tek bir durum var, o da silah geliştirmek. Oyunda karakter özelliklerinden başka avantaj sağlayan başka bir şey varsa o da silahlara farklı özellikler ekleyebilmek. Silahlara ekleyip çıkarttığınız özelliklerin etkisini anında görüyorsunuz. Geri tepmeyi azalttığınız anda çok daha isabetli atışlar yapabiliyorsunuz ya da alıştığınız sınıf bir tüfeğe dürbün takabiliyorsunuz, mermi kapasitelerini artırabiliyorsunuz. Bu arada ağırlık işinin silah seçimlerinde de devreye girdiğini belirtelim. Oyunun silah yelpazesi oldukça geniş ancak sıklet farkları yüzünden seçimlerinizi daraltmak zorunda kalabilirsiniz. Bir tanka M60 benzeri bir ağır makinalı gider örneğin ama ajan sınıfı için en iyi çözüm susturuculu bir SMG’dir. Ancak burada işler azıcık karışıyor…

Silah geliştirmelerine öyle hemen ulaşamıyorsunuz. Önce oyunun ana menüsünden ulaşabileceğiniz challenge'ları tamamlamanız lazım. Burada bir kısmını oyun içinde de bulabileceğiniz bazı görevleri yapmanız gerekiyor. Ama adı üzerinde: Challenge! Tahmin edebileceğiniz gibi zaman kısıtınız var. Bombayı imha et, istihbaratı taşı, rehineyi kurtar gibi klişe görevlerin yanında kısa zamanda tamamlamanız gereken parkur görevleri de bulunuyor. Bu görevlerin her biri için üç farklı zorluk seviyesi var ve açık konuşayım, ilk yıldızı aldıktan sonra ikincisini almak için tek başınıza sakın kasmayın. Ya zaman yetmiyor, ya şişleniyorsunuz. Bu görevlerin daha üst seviyelerine ulaşmak için mutlaka iki kişi oynayın. Eğer challenge'larda üst seviyelere geçemezseniz, silah geliştirmelerini de unutabilirsiniz.

Splash Damage söz verdiği hemen her şeyi yerine getirmiş. Karşımızda yepyeni bir FPS anlayışı var.
 Brink karakter geliştirme sisteminden harita tasarımına kadar, sapına köküne kadar multi atılacak bir oyun. Fakat lobiden bağlanıp birtakım zıpçıktıların frag kastığını görünce çıldırıyorsunuz. Böyle oynamak zorundaysanız hiç bulaşmayın daha iyi. Mutlaka bir arkadaş grubunuz olsun ki oyunun tadını çıkarabilin.

programattik