Borderlands 2 İnceleme

Hiç kuşkusuz, video oyunları içerisinde beğenilen serilerin bir çoğunun kendine ait bir fikri, diğer serilerden farklı olmasını sağlayan bir özelliği veya benzersiz bir dili oluyor. Belki de bu yüzden oyuncular ilk Modern Warfare geldiğinde Call of Duty serisinin bir markaya dönüştürülmesini sağladı. Belki de bu yüzden Deus Ex serisi oyuncular için çok farklı şekilde sevildi. Bu yüzden Super Meat Boy'u bitirmek için sıraya girenlerin sırası, oyunun zorluğundan bıkıp bırakanlardan daha uzundu. İşte, bu değişmeyen başarı kuralının, “bir şekilde farklı olma” kuralının bu sıralar en büyük örneklerinden biri tam karşımızda duruyor; Borderlands 2.

Yaptıkları her oyunda mizahı bir şekilde kullanan Gearbox Software, 2007 yılında ilk Borderlands'i duyurduğunda oyuncular tarafında bir merak oluşturmayı başarmıştı. İlk oyunla birlikte de oyuncuların bu merakını giderip, oldukça başarılı bir işe imza atmanın verdiği güvenle önlerine bakmaya başladılar. Devam oyununun geleceği belliydi, ama asıl soru; zaten başarılı olan bir serinin ikinci oyunuyla nasıl bir yol izleyeceğiydi. İşte, Gearbox Software'nin Borderlands 2 ile verdiği cevap, tüm oyuncuların yüzünü güldürecek bir düzeyde.



İlk oyunun hikâyesini hatırlarsanız, efsanelere konu olan Pandora ismindeki gezegende yer alan zenginlikleri elde etmek isteyen hazine avcılarını yönetiyorduk. İkinci oyundaki senaryo da buna paralel olarak ilerliyor. İlk oyundaki silahların üreticisi olan “Hyperion” şirketi, Pandora'daki zenginliklerin daha bol olduğu yeni bir Vault olduğunu duyar ve bunları ortaya çıkarmak için dev bir uzay gemisi yollar bölgeye. Her yeri kazmaya başlayan şirketin başında yer alan “Handsome Jack” ise, oyundaki en büyük düşmanınız. Biz de, oyunun hemen başında saldırıya uğrayan dört karakterden birini seçerek (hepsini seçip oynayabilirsiniz) hikâyeye ortak oluyoruz.

Geçtiğimiz aylarda çıkan ve bazı yönlerden hayal kırıklığı olan “Rage” oyununa oldukça benzeyen bir tarza kavuşan Borderlands 2, aslında Rage'in olmak isteyip de olamadığı tüm olumlu özellikleri bünyesında barındırıyor. Gearbox Software'nin ilk oyunda yaptığı “FPS/RPG” karışımı oynanış ikinci oyunda da daha da geliştirilmiş şekilde devam ediyor. Yeni oyunumuzda ilk oyuna göre çok daha fazla sayıda silah, eşya, karakter özelleştirmeleri, yetenek ağacındaki seçenek çeşitliliği ve daha geniş bir çevre var. Bu da oyunun FPS tarafının dışında, gerçekten rol yapma öğelerini seven ve kullanan oyuncular için bir cennet olması anlamına geliyor. Zaten oyunun hemen başında, daha aksiyona bile girmeden eşya toplamaya başlıyor ve nasıl bir “loot” zenginliğinin içinde olduğunuzu anlıyorsunuz.



Tabii oyun temelde bir FPS olduğu için, en az rol yapma tarafına verilen özen çatışmalara ve diğer temel FPS öğelerine de verilmiş durumda. Silahların bolluğu ve birbirlerinden gerçekten farklı özellikleri, seçeceğiniz karakterlere bağlı olarak oyun tarzınızı baştan aşağı değiştirebiliyor. İster uzun mesafeden düşmanlarınızı indiren ve pek yakın çatışmaya girmeyen bir oynanışı seçebilir ve silahlarınızı buna göre düzenleyebilir; ister tamamen yakın çatışmalar için kendinizi ve silahlarınızı ayarlayabiliyorsunuz. Bu da oyunun çatışma kısmının çok daha zevkli olmasını sağlıyor.

Karakter demişken, ikinci oyunda da tıpkı ilk oyundaki gibi 4 farklı karakter var. Bu karakterlerin birbirlerinden farklı özellikleri bulunuyor; tabii bunların bir kısmı sadece gösterişteyken, bir kısmı da oyun içerisinde kullanabileceğiniz özel güçlere etki ediyor. Commando (ilk oyundaki Soldier'a çok benziyor) karakterini seçtiğinizde, silahlar konusunda oldukça iyi olmanızın dışında otomatik bir “turret” kurabiliyorsunuz. Gunzerger ismindeki yeni karakterimiz, ağır makineli silahlar konusunda oldukça iyi ve tam bir ölüm makinesi. İlk oyundaki Siren sınıfı ikinci oyunda da bulunuyor, daha değişik özelliklerle birlikte elbette. Zero ise temelde bir ninja olmakla birlikte, hızı ve yakın dövüşte kullandığı bıçağı ile oldukça ölümcül. Bu dört karakter dışında, yakın zamanda yeni karakterlerin geleceğini de söyleyelim.



Borderlands 2'nin arayüzü, ilk oyununkine göre çok daha sade ve kullanışlı durumda. Silahlarınız, zırhlarınızı hatta bomba modlarınızı bile çok kısa sürede karşılaştırabiliyor; bu sayede zaman kaybetmeden hangisini kullanacağınıza karar verebiliyorsunuz. Yetenek puanlarınızı da daha rahat şekilde dağıtarak, karakterinizi hangi alanlarda güçlendirebileceğinizi seçebiliyorsunuz.

Oyunda geçireceğiniz bir, bir buçuk saatin sonrasında nihayet ilk oyundaki gibi bir araca kavuşuyor ve o andan itibaren görev yerlerine daha hızlı şekilde ulaşabiliyorsunuz. Üstelik hikâyede ilerleyip şehirlere ulaştığınızda, oyunun RPG tarafı çok daha fazla ön plana çıkmaya başlıyor. “Black market” ismi verilen yerlerden senaryoda bahsedilen özel minerallerle alışveriş yapabiliyor ve karakterinize ait normalde olmayan geliştirmeler satın alabiliyorsunuz. Örnek vermek gerekirse normalde 3 bomba taşıyabilirken bunu 4'e çıkartabiliyor ya da silahlarınızın mermi kapasitesini arttırabiliyorsunuz.

Borderlands 2'nin her şeyin ötesinde çok sağlam bir co-op potansiyeli olduğunu söylememiz gerekiyor. Zaten oyunu tek başınıza oynarken, genel havadan aslında co-op olarak çok daha fazla zevkli olabileceğini anlıyorsunuz. Eğer bir arkadaşınız ile oynama şansınız varsa, Borderlands 2 sizin için çok daha güzel olacaktır. Bunun dışında maalesef Gearbox Software oyuna deathmatch gibi modlar eklemedi, bu bir eksi belki; ama co-op modun muhteşemliği bu sorunu az da olsa kapatıyor.

Oyun ses ve müzikler konusunda da oldukça başarılı durumda. Düşmanlarla çarpışmaya başladığınız anda değişen müzikler, boss'larla karşılaştığınızda çok daha epik bir hale dönüşüyor. Bu da oyunun aksiyon bölümlerinin atmosferini oldukça olumlu etkiliyor. Seslendirmeler de oldukça başarılı, hatta oyunun başından itibaren yanınızda olacak “ClapTrap” robotunun seslendirilmesine epey saygı duyacaksınız.


Grafiksel anlamda ise oyun kendi havasını başarılı şekilde yansıtıyor. Zaten “gerçekçi” bir tarzda olmayan grafikler, biraz daha çizgi roman havasında ilerliyor ve bunu oldukça iyi başarıyor. Oyunun genel anlamda zaten iyi olan atmosferine de oldukça büyük bir katkı da grafiklerden geliyor.

Toparlamak gerekirse Borderlands 2, son dönemdeki en iyi FPS olmasının yanında, ilk oyuna göre zenginleşmiş RPG ögeleri ve gerçekten sonsuz gibi gözüken silah çeşitleriyle 2012'nin oyunu olmaya senenin sonuna doğru olsa da adaylığını koydu. Birbirinden farklı karakterleri ve değişik NPC'leri ile bu tecrübeyi sakın kaçırmayın. Yanınıza bir arkadaşınızı alırsanız Pandora'daki hikâyeniz çok daha güzel olacaktır.
programattik