Borderlands

Pandora gezegeni size bir saniye bile acımayacak. Gelecekte insanoğlu uzayı fethetme çalışmalarında ilerleme kaydetmiş, ülkelerin çöküşünün ardından yönetimi ele alan firmalar sayesinde keşfettiği her gezegenin doğal kaynaklarını yağmalamaya başlamıştır.
[editor:Bulunan pek çok gezegende vahşi hayat vardır elbette ama zeki yaşam formlarına rastlanmaz. Taa ki insanlık Pandora’ya el atana kadar.]

Pandora ise tek başına bambaşka bir hikaye aslında; Gezegen doğal kaynak açısından zengin olmamasına rağmen önde gelen şirketlerden ATLAS araştırmalarına devam eder ve sonunda uzaylılara ait olduğunu düşünülen kalıntılara ulaşır. Bulduğu bütün parçaları teknolojisini geliştirmek için kullanan firma kısa zamanda rakiplerinin önüne geçer ama araştırmalar buzdağının görülen kısmıdır. Yeri bilinmeyen ancak “Kasa” (Vault) adı verilen bu mekanın o kadar çok uzaylı teknolojisiyle dolu olduğu rivayet edilir ki, bu parçaların satılması durumunda gelecek parayla kişinin kendine bir gezegen kolonisi bile kurabilecektir. 

 

Herkes Kasa'nın peşinde

 

4 kafadarımız işte bu noktada Pandora'ya geliyorlar; Roland, Mordecai, Lilith ve Brick. Hepsinin kendine ait öyküleri ve amaçları var. Tek ortak hedefleriyse Kasa’yı bulmak. Her karakter bir sınıfı temsil ediyor.

Öykümüz aşağı yukarı böyle işte, biz kasayı arıyoruz ve ne beş kuruşumuz ne de nereden başlamamız gerektiği hakkında fikrimiz var. Kolonileşmeye imkân vermeyen zorlu doğal hayatın ve bölgedeki anarşiyi fırsat bilen kanun kaçaklarının ortasında kalmış durumdayız.

“Ve her aklı selim insanın yapacağı üzere  bavullarımızı toplayıp buradan uzaklaşıyoruz” demek isterdik ama bu şimdilik pek mümkün değil. Deneyimsiz bir maceracı olarak başladığımız bu yolculukta öncelikle sıradan görevler alarak kendimizi geliştirmeye ve para kazanmaya başlayacağız. Kimi durumda yaptığımız görevler sadece maddi getiriler sağlasa da kimileri de aslında Kasa'yı bulmamızı sağlayabilecek önemli bilgiler içeriyor.

 

Borderlands

 

Aynı Left 4 Dead'de olduğu üzere Borderlands'i 4 kişiye kadar beraber oynayabiliyoruz, ama L4D’in aksine tamamen yalnız da oynayabiliyoruz. Burada her karakterin ayrı sınıfları seçmesi gerekmiyor, denk gelmesi durumunda 4 Lilith'ten oluşan bir ekiple de ilerlemeye çalışabilirsiniz. Dengeli olacağını söyleyemeyiz ama en azından zorlanarak da olsa ilerleyebilirsiniz.  Her sınıfın farklı özellikleri ve yeteneklerinin etkilediği farklı silahlar var. Dolayısıyla iyi bir sinerji oluşturabilirseniz hem bir karakterin yetersiz kaldığı durumlarda diğeri devreye giriyor, hem de eşya dağıtımı konusunda daha rahat oluyorsunuz. 

 

Sniper için kibrit çöpü çekmek

 

Borderlands için Diablo'nun FPS şubesi diyebiliriz. Çünkü multiplayer oynarken eşya dağıtımı aynı Diablo gibi kapanda kalacak şekilde tasarlanmış. Karakterlerin zamana bağlı olarak kullanabildikleri özellikleri var ama kazandıkları çoğu yetenek puanı ya silahların verdiği hasarı arttırıyor ya da  mevcut özellikleri güçlendiriyor. Yani çoğu RYO oyunlarının aksine büyülerle değil topla, tüfekle, ağır sanayi hamlelerimizle ilerliyor olacağız.

 

Dediğimiz gibi, Borderlands'in çoklu oyuncu mantığı aslında Diablo'ya oldukça benziyor. Oyunun herhangi bir noktasında diğer oyuncular size katılabiliyorlar ve bu durumda dünyadaki yaratıklar daha güçlü hale geliyorlar. Daha güçlü yaratıklar da elbette daha iyi silah ve eşyalar anlamına geliyor. Borderlands'i o veya bu şekilde duyduysanız oyunun kendisinden fazla reklamı yapılan 15 gazilyon silah olduğundan da haberdarsınız demektir. Çoğu silahın verdikleri hasar puanı dışında fazla farkları yok ama zor bulunan silahlar gerçekten özel olduklarını hissettiriyorlar. Örneğin oyunun hemen başında bulduğumuz tabancanın vurduğu her yaratığı ateşler içinde bırakışı, koleksiyonumuzun bir diğer nadir parçası olan roketatarın ise hedefini önce gökyüzüne uçurup, sonra biranda yüzeye çekişi kısa sürede takım arkadaşlarınız arasında popülerleşmenizi sağlayabiliyor.

 

Borderlands

 

Oyunda çok doğru bir kararla sabit bölüm tasarımları kullanmayı tercih etmişler. Her bölgede 7-8 büyük görev alanının bulduğunu kamplar var ve aralarındaki tek değişiklik içindeki düşmanların "Badass" yani “nadir” olup olmadığı oluyor. Sıradan bir RPG'den bahsediyor olsaydık bu büyük ihtimalle rahatsız edici olabilirdi belki ama aksiyonun bir an için bile durmadığı, çevredeki detaylara takıldığınız anda kafanıza kurşunu yediğiniz bir oyunda bu düşündüğünüz kadar önemli değil.

 

Borderlands'in görsel tarzı oldukça değişik. Oyunun gelişim aşaması sırasında bir anda gerçeklikten daha çizgi filmsi bir tarza kaymışlar. Bu görsel tarz özellikle gündüzleri oldukça hoş duruyor ve kolay kolay göz yormuyor ama güneş yerini aya ( veya bu izbe gezegende hangi uydu varsa artık) işler değişiyor. Işık kaynakları azaldığında zaten zor seçilen dokular iyice birbirine giriyor ve sonunda neyin nereden geldiğini, nereye gittiğini bile anlayamayacak hale geliyorsunuz. Oyunun yapım aşamasının ortasında bütün görsel tasarımının değişmesinin de bu duruma etkisi olsa gerek elbette.

Toparlamak gerekirse Borderlands kesinlikle harika bir oyun. Özellikle multiplayer modunda diğer oyuncularla beraber oynandığında oyundan alınan keyif kat be kat artıyor.

 

OYUNDAKİ SINIFLARLA İLGİLİ BİLGİ NOTU:

Lillith The Siren

 

Lillith aslında bir insan değil. Kendisi Siren isimli uzaylı ırkın son kalan 6 üyesinden biri. Lillith'in Pandora'da bulunma amacı Vault'u bulmaktan çok gezegende olduğunu öğrendiği diğer Siren'i bulmak. Lillith araştırmaya devam ettikçe Vault ve Siren’lerin kaderi arasındaki ilişkinin çok farklı bir boyutta olduğunu farkedecek.

Siren sınıfı daha çok gizliliğe ve düşmanın arkasından dolaşmaya dayalı bir sınıf. Lillith yetenekleri sayesinde görünmez olabiliyor, arkadaşlarının verdiği hasarı arttırıp, düşmanlarına pasif olumsuz etkiler yükleyebiliyor.

Mordecai The Hunter

 

Mordecai'nin geçmişi tam olarak bilinmiyor. Kendisi Pandora'ya Quinn isimli bir yabancıyı aramak üzere geliyor. Quinn'i ölü bulması ise avını sonlandırmak yerine yeni avcının peşine düşmesine neden oluyor.

Mordecai, keskin nişancı tüfeği ve tabancalar başta olmak üzere ateşli silahlarda oldukça etkili sınıflardır. Çoğu yeteneği kritik hasar vermeye odaklanmıştır. Özel yeteneği olan yırtıcı kuş Bloodwing ile saldırabilirler. 

 

 

 

 

Roland the Soldier

 

Roland Atlas Corporation için çalışmış eski bir asker. Pompalı ve makineli tüfekleri etkin biçimde kullanabiliyor. Hasar verme konusunda inanılmaz başarılı olmasının yanı sıra müttefiklerine kurşun ve sağlık sağlayan taretleri savaş alanına yerleştirebiliyor. 

 

 

 

 

Brick the Brick

 

Diğer karakterlerin aksine Brick'in kendine ait kayda değer bir öyküsü yok. Hayatı boyunca karşısına çıkan her şeyin ağzını burnunu çıplak elleriyle kırarak geçiren Brick, herkes gibi Vault'u bulmak istiyor. Ve Vault'un ne olduğu veya onunla ne yapacağı konusunda hiçbir fikri yok elbette.

Brick patlayan şeyleri ve yumruklarıyla gördüğü herşeyi vurmayı seviyor. Özel yeteneği sayesinde kendine enjekte ettiği serum kısa sürede iyileşmesini ve aşırı güçlenmesine neden oluyor.

programattik